• Ufuk Derneği - Makedonya

  • Ufuk Derneği - Makedonya

  • Ufuk Derneği - Makedonya

  • Ufuk Derneği - Makedonya

888 poker review

Her ülkenin doğusu bir ızdırap içinde. Günümüzde doğu denildiğinde sanki gerikalmışlığın, gelişmemişliğin simgesi olarak görülmekte. Güneşin doğduğu doğu... Dağınık coğrafyada yaşayan Makedonya Türkleri, bir zaman çoğunluğunun Türklerin oluşturduğu köy ve şehirlere sahipti. Yıllardır yaşanan göçün ardından bugün Makedonya'nın doğusunda eskiye nazaran ciddi bir nüfus düşüşü yaşanmıştır. Ülkede hemen hemen her şehirde, köylerde Türk'e rastlamak mümkün. 27 Nisan 2014 tarihinde gerçekleşen Erken Parlamento seçimlerinde Türk Hareket Partisi milletvekili adayı oldum. Seçim bölgem üçtü...3.Seçim bölgesi Üsküp yakınlarında bulunan Petrovets, İlinden, Zelenikova belediyelerinden başlayarak, Köprülü, Karbintsi, İştip, Koçana, Berova, Pehçova ve daha birçok belediyeyi kapsamaktadır. Bu belediyelerde de Türkler dağınık bir şekilde yaşamaktadır. Bu bölgedeki en çok Türk nüfusu Köprülü, İştip ve Karbintsi belediyelerinde yaşamakta. Dernek görevimi üstlendiğim dönemlerde çoğu kez bu bölgeyi ziyaret etmiş, orada yaşayan soydaşımız ile birlikte olmuştum. Seçim çalışmalarımızı deneyimli, tecrübeli ve genç arkadaşlarımızla yürüttük. Adeta 24 saatten 18 saati hep birlikteydik. Ufuktaki aydınlık içimizi ısıttı.Zor anlarda sırt sırda verdik.Birlikte üzükdük,birlikte sevindik.Sağolsunlar...Tehditlerin arttığı ve yaygınlaştığı bir dönemde aziz milletimizin yanına gittik, düşünce ve kaygılarımızı korkusuzca paylaştık. Gittiğimiz her bölgede soydaşımız öncelikle ilgisizlikten şikayetçi. Bugüne kadar kendileriyle ilgilenilmediğini savunan soydaşımız kendi güçleriyle ayakta durup, bölgede Türk varlığının devamını sağlıyorlar. Bağımsızlıktan bu yana bölgede yaşayan Türkler yalnızlığa terkedilmiş, en ilkel şartlarda yaşamaktadır. Yasal ve anayasal haklarını kullanamayan soydaşımıza her geçen gün insan hak ihlalleri yapılmaktadır. Tarımcılık ve hayvancılık ile geçimini sağlayan soydaşımız, ekonomik gidişattan ve ürettiklerini satamamaktan şikayetçi. Tarihe şan ve şöhretle geçen aziz milletimiz çöküşe götürülmektedir. Ülkemizin içinde bulunduğu siyasi ve sosyal ortam inanılamayacak, düşünülemeyecek, tahammül edilemeyecek kadar kötüleşmiştir.Manzara korkunçtur.Gelişmeler kaygı vericidir. Yaşanan bu erozyona dur deme zamanı gelmedimi?   Artık 21.yy'dayız... Gitmesekte, görmesekte o köy bizim köyümüzdür türkü olduğunu ne zaman anlayacağız. Gitmeden, görmeden o köy bizim köyümüz olamaz. Nüfusumuzun azaldığı Türk köylerinde nüfus tamamen bittikten sonra köylerin Türk isimlerini, toponimleri korumamız gerekmektedir. Koruyamazsak o köylerin Türk köyleri olduğunu gelecek nesiller bilmeyecek... Bir çok şehirde Türk nüfusu olmasa da orada bir türbeye, bir tekkeye, bir Osmanlı eserine rastlayabiliriz. Fakat eserlerimiz bakımsız, acilen restore edilmeli. Ortak kültür anlayışının olmadığı ülkede malesef en büyük zararı eserlerimiz görmektedir. Eğitimde yaşanan sıkıntıları yazmam için sayfalar yetmez. Bölgede yaşayan soydaşımızın çektikleri tüm acıların sorumlusu kimdir? Haklı olmadığımıza mı inanıyoruz yoksa bazı şeyleri gizlemek için mi gözlerimizi kapatıyoruz? Belki bir çağdaş Avrupa ülkesinde olsaydık sorumlular olaylara daha farklı bakabilirdi...Her şey bir kişinin ağzından çıkacak kelimeye brakılmış, soydaşımız üzerinden ise rant elde eden ganimetçiler var ya...Irkçıcılık ağır bir ithamdır. Modern dünyada en ciddi suçlar arasında olmanın ötesinde,genel anlamda dünyanın her noktasında, hala tedavisi mümkün olmayan hastalıkların en tehlikelisi olarak kabul görülmektedir. Ülkemizin hem doğu hem batısında, hala bu hastalıktan kurtulamayan çok insan var. Bir Makedon öğrenci için okul açan devlet, birçok Türk öğrenci için anayasal hakkımız olan ana dilde eğitimi neden sağlamıyor? Tütün satışlarında neden Türklerin tütünlerini çok düşük fiyata alıyor veya hiç satın alınmıyor? Bu ayrımcılık mı, ırkçılık mı nedir bilemiyorum. Fakat birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz. Türk kurum ve kuruluşları Makedonya'nın doğusunda bir faaliyet yaparken bölgeyi çok iyi analiz edip, adımlarını ona göre atmalıdır. Türk olduklarından dolayı dışlanan soydaşımız çaresiz mi brakılmalı? Mevcut hükümetin davranışını seçim öncesi ve sonrası görmekteyiz. Alın, buyrun… İşte icraatları da gördük! Bizim siyasi kültürümüzün asıl çuvalladığı nokta bu olsa gerek. Birinin yetersizliğini anlamak için ille kendisini bir makama getirip, memleketi batırmasını, soydaşımızın marjinalleşmesini görmeyi mi beklememiz lazım? Halimizin sebebi de budur… Bir yanlıştan kurtulmak için, başka bir yanlış yapa yapa, nerde ise 20 yılımız gitti…Çıplak popülizmden başka hiçbir marifeti olmayan mevcut iktidarın da derde deva olmayacağı meydandadır… Adamın, dili bile sahte! Soydaşımız bu tipten bir politikacılara kaldıysa, vay bu ülkede yaşayanların haline...Milli onur ayaklar altına alınmakta. Devlet kurumlarında çalışanlar ve hükümette yer alanlar şunu öğrenmek ve bilmek zorundadır ki, çağdaş bir hukuk devleti, vatandaşı ezen, sömüren, koltuktan rant elde edenlerin görev aldığı bir devlet değildir... Çağdaş hukuk devleti, vatandaşının hizmetçisi olabilen devlettir...

 

Ağlar dağı kan ağlıyor

 

İştip yakınlarında bulunan Karbintsi belediyesi Ağlar (Plaçkovitsa) dağının eteklerinde bulunmaktadır. 2002 nüfus sayımına göre bu belediyede 728 Türk yaşamaktadır. Belediye sınırları içinde tamamiyle nüfusu Türk olan köyler mevcuttur. Kılavuzlu, Yonuzlu, Pırnalı, Kutsa, Gaber, Hocalı ve Radanya köylerinde Türk nüfusu yaşamaktadır.

Ağlar dağının eteklerinde bulunan Türk köylerinde soydaşımız en ilkel şartlarda yaşamaktadırlar. Kış aylarında evlerinden dışarı çıkamayan soydaşımız, normal bir yaşamdan çok uzak. Soydaşımız genelde hayvancılık ve tütüncülük ile geçimini sağlamaktadır. Geçtiğimiz yıl tütün fiyatlarından çok rahatsız olan soydaş, resmen bu dönemde geçimini nasıl sağlayacağını kara kara düşünüyor. Bölgede tütün demek ekmek demektir. Soydaşımızın ekmeği ile oynayanlar ne zaman cezalandırılacak? Tehdit ve baskıların arttığı bir dönemde bölgede yaşamak çok zor. Genel şartların hala oluşmadığı bu köylerde hekimler de yok. Hastalar muayene olmak için kilometrelerce yol yapmaktadırlar. Polis,orman polisi ve devlet memurlarının özellikle seçim öncesi ve seçim günündeki baskı ve tehditlerine bire bir şahit oldum. Burda Türk olmak çok zor. Fakat alnı açık, başı dik bir şekilde yaşamlarını sürdürüyorlar. Seçimlerde her tür baskı ve tehdite rağmen oylarının adresi çok netti. Altyapı sıkıntısı olan Türk köylerinde yıllardır bir çivi bile çakılmamış. Radanya'dan Hocalı'ya giden yolun sadece bir bölümüne asfalt döşemişler. Son yıllarda Pırnalı, Kılavuzlu, Kutsa ve Hocalı'dan soydaşımız Radanya köyüne göç etmektedir.

 

Makedonya'nın doğusunda İslam Birliği ve T.C Diyanet Başkanlığı

Makedonya'nın doğusunda yaşayan Türk ve Müslümanlar kendi imkanları çerçevesinde camilerini inşa etmektedirler. Makedonya İslam Birliği'nin 13 müftü ve kordinatörün oluşturduğu bir yapısı var. Toplam 13 bölgedeki müftülüklerden sadece biri Makedonya'nın doğusuna sunulmuştur. İştip müftülüğü koskocaman bir alanın tek sorumlusu, tek patronu. Resne'de 3 bin cıvarında Müslüman yaşarken sadece Ustrumca'da 10 binden fazla Müslüman yaşamaktadır. Resne müftülüğü var iken Ustrumca'da müftülük yok. İştip'te Hamidiye Medresesi yıllardır hizmet vermekte. Bu imam hatip lisesinden mezun olan gençler Makedonya'da yüksek öğrenimlerine devam edemiyor. Birçok mezun versede bölgede imamlar eksik. İmamların eksikliğini Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı kapatmaktadır. Sadece doğuda değil ülkenin batısında da imam eksikliği yaşanan bölgelerde yardıma Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı geliyor. Yıllardır gençlerimizi Türkiye'ye imam hatip liselerinde eğitim görmeleri için gönderirken, bugün hala neden din adamlarımızın yetişmediği konusu ayrı bir sorun. İmam hatip liselerine gönderilen çocuklarımıza ne oldu? Bölgede sofi olarak adlandırdıkları bir çok tarikatlar da mevcut. Aralarında Melami, Nakşibendi, Halveti tarikatlarını görmek mümkündür. Fakat tekkeleri olmadığından dolayı onların sıkıntısı bir başka...VMRO-DPMNE'nin Cumhurbaşkan Adayı Gorge İvanov geçen dönemde Osmanlı'dan kalma eserleri gündeme getirmediğini biliyoruz. Fakat bu seçim kampanyası döneminde dini mabedlerimizi seçim işleri için kullanmayı başarmıştır. Hocalarımız sağolsun... Seçim çalışmaları döneminde Makedonya’da görevli olan Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Din Görevlilerin (İmamlar) eylemlerini ve söylemlerini hayret ve ibretle takip ettiğimizi bildirmekte yarar var. Makedonya’da görevli din görevlilerinin adeta ''amigo'' gibi taraf tutmaları bizler için kabul görülecek ve hoş karşılanacak bir durum değildir. Bu zatların yanlı, yanlış ve yandaş söylemleri ile Makedonya Türkleri’nin de arasına nifak tohumları ektikleri apaçık ortadadır. Toplumsal barışı, huzuru, demokrasi kültürünü savunmayı bir kenara bırakalım, bu kişiler ''profesyonel'' görevlerinin getirdiği sorumluluk ve vazifelerini bile doğru dürüst yapamamaktadırlar. Zaten kutuplaşmanın tavan yaptığı toplumumuzu bir okadar provoke etmek, bireylere taraf olmaları için emrivaki yapmak, baskı uygulamak kimsenin haddi değildir.

 

Köprülü ve İştip'te Türkçe eğitim yok

Makedonya Cumhuriyeti anayasasına göre her etnik topluluğun ana dilde eğitim hakkı vardır. İlkokul ve ortaokul düzeyinde Türkçe eğitim birçok bölgede mevcut iken bazı bölgelerde malesef hala Türkçe okullarımız yok. Birçok bölgede Türkçe eğitimin görüldüğü okullar ilkel şartlara sahip olsa da orada çocuklar birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar, bazı bölgelerde birinci sınıftan dokuzuncu sınıfa kadar anadillerinde eğitim görmektediler. Resmi rakamlara göre Köprülü'de 1.724 Türk yaşamaktadır. İştip'te ise 1.272. Ana dilde eğitim anayasa ve yasaların garantisi altına alınmasına rağmen Köprülü ve İştip'te Türk öğrencileri Türk dilinde eğitimlerini görememesi düşündürücüdür. Anayasa ve yasa ihlallerinin yaşandığı ülkede, malesef bu bölgede anadil eğitimi sadece teoride kalmaktadır. Sadece bir öğrenci için Makedon dilinde okullar açılırken, birden fazla Türk öğrenci için eğitimi Türkçe olan okullar açılmamaktadır. Bu nedenle Makedonya Türklerinin bir kısmı Türkçe eğitimlerini göremiyor. Karbinsti belediyesinde de durum içaçıcı değil. Türkçe eğitimin sadece birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar mevcut olduğu belediyede, altıncı sınıftan dokuzuncu sınıfa kadar çocuklarımız Makedon dilinde eğitimlerini sürdürmekteler. Belediye sınırları dahilinde lise olmayışından dolayı, çocuklarımız lise eğitimlilerini İştip'te devam etmektedirler. Yasa gereği okulların uzakta bulunmasından dolayı yol giderleri devlet veya belediye tarafından karşılanması gerekirken, soydaşımız kendi imkanlarıyla çocuklarını İştip'te okutmaktadırlar.

 

Sahipsiz kalan eserlerimiz

 

1950'li yıllara kadar nüfusun büyük bir bölümünü bizler oluştururken bugün azınlık durumuna düşmenin üzüntüsünü yaşamaktayız. Bölgede yaşayan soydaşımız sahipsiz kalırken, Osmanlı'dan kalan eserlerimiz de malesef sahipsiz kalmıştır. Bakımsız olan eserlerimizin yanısıra, yıkılan eserlerimizde mevcuttur. Batı Makedonya'da Müslüman nüfusun daha fazla olduğu şehirlerde eserlerimize sahip çıkmak daha kolay iken, Makedonya'nın doğusundaki camii, tekke, hamam, han, bedestenlere sahip çıkmak çok zor. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Rumeli Subaşısı Hüsameddin Paşa’nın İstip’te camii, kervansaray ve zaviyeler inşa ettirmiş. Osmanlı döneminde verimli ve geniş toprakları ile Türk nüfusunun yoğun olduğu ve Türk- İslam hayatının hakim olduğu bir bölge olma özelliğine sahip olan İştip'te eserlerimize rastlamak mümkündür. İştip mahalleleri, sokakları, camileri, hamamlarıyla kendi eserlerimizi görebiliyoruz. Birçok eserimizin yıkıldığı İştip'te hala birçok bakımsız eserimiz vardır. Köprülü'de eserlerimizi görmek pek mümkün değil. Doğu Makedonya'daki Türk köylerinde dolaşırken eski yeni tüm yapılarda Türk ve Osmanlı esintilerini görebiliyoruz. Birçok köyde türbeler hala ayakta durmaktadır. Karbintsi Belediyesi'ne bağlı Radanya'da 16.yy ait olan Mahmud Ağa Camii'nin restorasyonu hala devam etmekte. İştip'te 16. yüzyılın sonlarında 'Hüsameddin Paşa tarafından kentin en hakim tepesine kendi adıyla anılan cami yaptırılmış. 1973 yılında caminin minaresi yıkılıp,kliseye çevrilmiş. Her yıl 2 Ağustos İlinden ayaklanmasının yıldönümü burada kutlanmaktadır. (Osmanlı'ya karşı ayaklanma günü) Balkanlar'da Osmanlı izlerini yok etmek amacıyla yürütülen politika ve çalışmalar kapsamında ise Makedonya'nın doğusundaki şehir ve köylerde birçok tarihi eser tahrip edildi, bir kısmı da yapım amacının dışında kullanıldı.

Sözün özüne gelince Türk ve daha geniş çerçevede Müslümanların azınlıkta veya Türk ve Müslüman nüfusun bulunmadığı bölgelerde eserlerimize sahip çıkan yok. Üsküp, Gostivar, Kalkandelen gibi şehirlerde eserlerimizle övünürken, Makedonya'nın doğusundaki eserlerimize sahip çıkmayı unutmuş veya ilgilenmemişiz. Bir medeniyetin silinmesine izin vermemeliyiz. Bu topraklarda atalarımız yüzlerce eser brakırken bu eserlere sahip çıkmak bizim borcumuz olmalıdır.

joomplu:188

joomplu:189

joomplu:190

joomplu:191

joomplu:192