Memleket meseleleri, milletin sıkıntıları ve buna dair gelecek planları ciddi konulardır. Ağır, dolu dolu cümlelerle konuşulacak şeylerdir. Dünyanın birçok ülkesinde iktidara gelmek isteyenler güçlü ekonomilerden söz ederler, ülkelerine nasıl “refah” getireceklerini veya “refah”ı nasıl arttıracaklarını anlatırlar. Özellikle bizim coğrafyamızda ister Balkan’da ister Türkiye’de, siyasetçiler neredeyse hep ekonominin iyileştirilmesinden söz eder dururlar. Uğraşılır, hayaller kurulur, yalanlar söylenir… Bu, işin siyaset tarafıdır. Kısacası, memlekete, millete dair meseleler ciddi konular olur fakat bu ciddi konular ‘bazen’ laubali bir şekilde yönetilebilir. Ekonomi önemlidir elbet. Ekonomik olarak güçsüz olan bir ülke veya toplumun gelişmesi zordur. Ancak ekonomi her şey değildir. Ekonomiyi her şey sananlar, bana zenginlerin çoğunun neden millî meselelerde toplumlarına yardımcı olmak yerine kendi göbeklerini (kadın, erkek fark etmez) ve servetlerini daha da büyütmek peşinde koştuklarını anlatmak zorundadırlar.

Sosyal ortamlarda da insanlar “daha iyi”yi neredeyse hep “daha çok para” ile belirtirler. Kendileri için kurdukları “daha iyi”ye ulaşmak için çok şey yaparlar. Bu macerada da bazı arkadaşlarını kırar, aile dostlarıyla kavgalı olurlar. Hatta işi abartıp kanlı bıçaklı bile olmaktan çekinmezler. Yıkarlar, dökerler; hep o uzak hedefi umarlar. Onlar için gerçek arkadaşlık yoktur zaten. Her şey menfaat doğrultusunda vardır. Kendisiyle aynı şekilde düşünmediği veya aynı şekilde hareket etmediği için insanları “bir çırpıda” harcamaktan çekinmeyen bir insan, toplum için tehlikelidir, zararlı olabilir.

Coğrafyamızdaki durumlara bakın. Balkan’a bakın. Kosova, Makedonya fark etmez. Balkan’daki Türk toplumu siyaseti öğrenemedi. Daha doğrusu yanlış öğrendi. Yanlış uyguluyor. Toplumun temsilcileri, toplumlarını nasıl temsil edeceklerini tam bilmiyor, Türklerin ihtiyaçlarına hâkim değil, politikaları sağlam değil veya politikaları yok. Günlük yaşayıp, dar bakış açısı ile hareket ediyorlar. Toplum da bu tarz bir siyaseti görerek ona göre taraflaşmaya başladı. İnsan ilişkileri zayıflıyor, selamlar kesiliyor. Bu durum aile ve akraba ilişkilerine, sevgililiğe bile bulaşıyor.

Türkiye’de devlet mekanizmalarında yaşananlar, askerlerin yaşadıkları, hukuk sisteminin işleyişi ve durumu, siyasi iktidar ve siyasi muhalefet kalitesi ortada. Bu durumlara birileri iyi diyecek, birileri kötü. Siz nereden bakarsanız bakın, ülkede taşlar oturmuyor, çok fazla şey yerinden oynadı. Ülkenin durulması lazım. Haklı veya haksız, bütün yaşananlardan sonra sakinlik lazım. Sağduyu lazım. Siyasi boyut aşağı yukarı bu şekildeyken bunun sosyal yansımaları da siyasi durumlardan farksız. İnsanlardan bir kısmı sadece duymak istediklerini duyuyor, başka seslere kulakları tıkalı. Ağır bir partizanlık ve kendi fikri dışında fikir söyleyene büyük tahammülsüzlük var. Birilerinde de hemen her söze aykırı duruş, dengesiz ve mantıksız muhalefet… Bunların hangi taraftan ve kim oldukları benim için önemsiz. Olan Türkiye’ye oluyor; birileri çıksa da yüksek sesle söyleyip herkesi sustursa… Sağduyu, insani değerler en altta.

Hani büyük planlar kuruyoruz ya. Ülkemiz veya insanlarımız için… Sosyal, kültürel ve siyasi anlamda yapılması gereken şeyleri gerçekleştirmek için insanlarımızın kafalarının rahat, içlerinin huzurlu olması gerektiğini unutuyoruz çoklukla. Kendime döneyim. En azından ben unutmuştum. Yakın zamana kadar, neden beraber hareket etmediğimizi düşünüp bunun cevabını tam oturtamıyordum. Şimdi cevabını buldum mu bilmem ama bir şeyler buldum. Bizim önce seni seviyorum milleti olmamız lazım. Biz önce azalttığımız duygularımızı arttırıp sevgimizi daha fazla belirtecek hâle gelmek durumundayız. Biliyorum. Çok naif, nazik şeylerden söz ediyorum. Belki gülümseyip “ne anlatıyorsun Allah aşkına” diyordur bazılarınız. Böyledir dostum, bu böyle. Biz sosyalliği güçlü bir milletiz. Tarihten getirdiğimiz çok sağlam ve hoş geleneklerimiz var. Saygıyı bilir, sevgiye kıymet veririz. Selamı esirgemeyiz. Evet, böyleyiz. Bunu siz de bilirsiniz. Ancak, günümüz dünyasının hayat anlayışını hep yıkıcı bir şekilde algılayarak siyasi partilerin aşırı partizanları olmuş bazılarımız. Öteki partiden olan tanıdıklara selam kesmişiz veya mesafeli olmuşuz. Doğru yapsa bile, “biz”den değil diyerek aslında tam da bizden olanlara destek vermemişiz. Neyse, anlatmayayım. Bunları çok iyi biliyorsunuz. Daha fazlasını da biliyorsunuz.

Ne demiştim? Seni seviyorum milleti olalım, demiştim. Bu da nedir değil mi? Bu, insan ilişkilerine daha fazla önem verip özen gösteren insan topluluğu demek. Ailesine karşı nazik, sevecen; sevdiğine sevgisini göstermekten çekinmeyen; etrafındakilere olumluluk saçan insanlar demek. Ben bunları yazmıştım; önce kendimizden başlayacağız, demiştim. Kendimizi düzelterek etrafımızdakileri, toplumu düzelteceğiz. İyi insan olmak kıymetli ve gereklidir.

Önemli olan, insanın, kendi toplumunda görmek istediği güzel şeyleri önce kendisinde gerçekleştirmesidir. Kendisini olumlu yönde geliştirebilen insan, başka bir şey yapmasa da olur. Kendisini geliştiren insan, kimliği oturmuş insandır ve böyle insanların çok olduğu bir toplum, güzel bir toplumdur. İşte o zaman seni seviyorum milleti olmak için umut vardır.

İnsan ilişkilerimizi sağlıklı hâle getirmek için kendimizi sağlıklı yapalım. Sağlıklı olduğumuzda fikirlerimiz de sağlıklı olacak. Mutlu ailelerde yaşamak, sokaklarda rahat dolaşmak, kavga etmeden tartışarak iyi sonuçlara varmak güzeldir. O zaman başlayanlar başladı. Başlamayanlar için ben söylemiş olayım. Haydi, yapalım bunu. Bir düşünelim.

Erkekmiş kadınmış, fark etmez. Seni seviyorum milleti olmak güzeldir. “Seni seviyorum” deyin sevdiğinize. Aile fertlerinize daha da yakın olun; her anlamda yakın durun onlara. Pozitif düşünün. Etrafınızı sevgisiz bırakmayın; sevgisiz kalmayın. Karşınızdakine, yakınınızdakine veya hayalinizdekine sevgi sunun. O gelmekten çekiniyorsa siz gidin. Selamlaşmak için gidin, fikrinizi söylemek için gidin, sevdanızı haykırmak için gidin… Berrak bakan gözler, gülen yüzler, yakınlaşan gönüller için ve aşk sözleri söylemeyenler için “seni seviyorum” deyin. Seni seviyorum milleti olmak güzeldir.