Bir “Çeçenistan Devleti” vardı hatırladınız mı? Bir de Çeçen halkı ...
Çok geçmedi aslında, daha 5-6 yıl öncesine kadar savaş olan insanlık dramı, katliamı, vahşeti, ayıbı yapılan insan haklarının en çok ihlal edildiği ülkelerin başında olan yer. “Şimdi bunlar olmuyor, artık heryer güllük gülistanlık”mış gibi gösterilmeye çalışılan ülke.
Bir milyonluk nüfusunun %20’sini Rusya ile yaptığı savaşta yitirmiş ülke ... Zaten geri kalan nüfusunu yaklaşık 500.000 kişisi de mülteci statüsünde başka ülkelerde yaşamakta.
Peki niye unuttuk biz buraları?
Artık oralardan haber gelmediği için olabilir mi?
Eskiden en az birdefa Çeçenistansız anahaber bülteni yayını dahi yapılmaz iken, şimdilerde brakın anahaber bültenlerini, hiçbir yazılı ve görsel basında Çeçenistan’ın “Ç”si bile rastlamak mümkğn olmuyor (bir, iki istisna hariç).

Benim nerden mi geldi aklıma oralar? Benim hep aklımdaydı zaten, tıpkı Bosna gibi, Doğu Türkistan, Güney Azerbaycan, Filistin gibi, Kerkük, Karabağ gibi, malesef bunları bizlere unutturmaya çalışanlar varolduğu sürece daha çok yaşanan zulümleri unutacağız. Ben, bu bölgelerden bahsedildiğinde bundan rahatsız olmadığım, aksine içimin yandığı, parçalandığı için buraları unutmadım ve unutturmayacağım.

Bu yazımda kafkasların kanayan yarası Çeçenistan’ın şimdiki vahim tablosunu gözler önüne sermek için geçmişine, şanlı tarihine hüzünlü bir yolculuk yapacağız.
Çeçen – Rus savaşı 1780li yıllarda Çeçenlerin, Çarlık Rusya’sının işgaline karşı direnişi ile başlamıştır. Cihadın lideri Şeyh Mansur'du. İmam Mansur 1791'de tutuklandı ve 1794'te Slisselarg hapishanesinde şehit edildi.
1828 yılında savaş kafkasya'ya yayıldı. Rus’lara karşı direniş Dağıstan'da müslümanları örgütleyen İmam Gazi Muhammed ve İmam Hamzat önderliğinde devam etti.
1834’te İmam Hamzat'ın şehit edilmesi üzerine direnişe İmam Şamil önderlik etmeye başladı. Taso Hacı liderliğindeki kuvvetler de İmam Şamil saflarına katıldı.  Şeyh Şamil, Çeçenistan tarih boyunca Kafkaslar’daki Müslüman halkların bağımsızlık ve hürriyet simgesi ve öncüsü olmuştur.
Ruslar 1837 Hunzah, Gimri ve diğer önemli yerleşim birimlerini zaptedip kaleler yapmışlardı.          Sık sık yer değiştirmek zorunda kalan Şamil, düşmanın uzanmayacağı bir yerde yerleşmeyi önerenlere sağlam bir yere çekilelim, kendi yurdumuzda düşmanla çarpışalım" dedi. Bunun üzerine çok güç zaptedilir bir yer olan Ahulgoh'a yerleştiler. Henüz daha bir yıl olmuştu ki; Ruslar bütün kuvvetleriyle 1838'de Ahulgoh'u ablukaya aldılar. Cesaretin mükemmel örneğini Gimri müdafaasında gösteren Şamil, imamlığının ilk büyük imtihanını ve kumanda üstünlüğünü Ahulgoh ve Surbay savaşlarında da ispat etmişti. Ahulgoh'ta günlerce mücadele eden İmam, buradan kuşatmayı gizlice aşarak Ruslara esir düşmeden Çeçenistan'a gitmeyi başardı. Ruslar bu kuşatmada İmam'ın bir avuç askeri karşısında 3 bin kayıp vermişti. Başına ödül konmuş olan İmam'ın Rus Çarı'na meydan okuyan mektupları ünlüdür.
Bir rşvayete göre Şeyh Şamil Ruslara esir düşer. Rus komutan Şeyh Şamil'i akşam yemeğine davet eder. zaten aç olan Şeyh Şamil bir iştahla girişir yemeklere. Rus komutan aklınca dalga geçmek için 'şuna bak, korkarım bu beni de yer' der ve basar kahkayı. Merak eden Şeyh Şamil çevirmenden çevirmesini ister. çevirmen komutanın ne dediğini söyleyince Şeyh Şamil tokat gibi cevabını yapıştırır. 'Söyleyiniz merak buyurmasınlar. Ben Elhamdülilah Müslümanım, domuz eti yemem'. Böyle ayarcı bir insan işte kendisi.
Muhammed Tahir'in vesikaları Şamil'in hayatına ilişkin aydınlatıcı bilgiler vermektedir. Tahir, Şamil'in vefakar bir maiyeti ve sekreteriydi. Şamil, esaret yıllarında hayatına ilişkin bilgileri dikte ettirmişti. Bu tarihi vesikalar Arapça yazılmıştır. Tahir'in 1882'de ölümünden sonra, oğlu Habibullah eserin yazım işini sürdürdü.
Şamil daha genç yaşlarında iken ciddi çalışmaları, spor aktiviteleri ve kahramanlıkları ile adından sözettirdi. Şamil sadece asker kişiliği ile tanınan biri değildi. Uyguladığı başarılı harp taktiklerinin yanısıra adli, idari ve sivil bir devlet mekanizması geliştirdi. Medreselerdeki tedrisata ehemmiyet verdi, fikir ve san'at sahasında büyük adımlar attı. Tarihteki en büyük gerilla lideri sayılan Şamil 4 Şubat 1871'de yetmiş dört yaşında Medine'de vefat etti. Cennet-ül Baki mezarlığına defnedildi.
1877
Çeçen ve İnguşlar yeniden ayaklandılar. iki yıllık çetin savaştan sonra Ruslar, Çeçen ve İnguşları vatan topraklarından sürgün ettiler ve bölgeye Rus Kazaklarını yerleştirmeye başladılar. bunun üzerine Çeçen ve İnguşlar gerilla savaşı başlattı. Zalimhan, liderliğindeki mücahitler 1917 yılına kadar Rus Kazaklarına karşı savaştılar.
11 mayıs 1918
Rusya Çar İmparatorluğunun çöküşünden sonra, Kafkasya'da Çeçen siyasi liderlerinden Tapa Çermoyev'in başkanlığında "Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti" kuruldu. Bu cumhuriyet Almanya ve Osmanlı devleti tarafından tanındı. Ancak bu devlet, önce Beyaz Ordu, daha sonra da Bolşevik Ordusunun hücumuna maruz kaldı ve işgal edildi.
1919-1920
Mücadele Şeyh Uzun Hacı başkanlığında devam ettirildiyse de 1921 yılında Kuzey Kafkasya Bolşevikler tarafından tamamıyla işgal edildi. Fakat özellikle Çeçenistan'da gerilla hareketleri durmadı. Ayrıca Kafkasya'daki Rus yayılmacılığına bu sefer komünizm gerekçeli baskılar eklenmişti.
1932
Nogayyurt bölgesindeki halk ayaklandı. Buna karşı daha sonra KGB'ye dönüşen NKVD buradaki halkı hapislere tıkarak işkence uyguladı.
Sonra diğer yerlerdeki milleti kötülemek için Kızıl Partizan İbrahim Gelderan liderliğinde sahte bir ayaklanma gerçekleştirildi. böylece KGB, halkı Kızılordu kurşunlarına hedef ettirmeyi başardı.
1936
Moskova, Çeçen-İnguş vilayetine, Çeçen İnguş Sovyet Sosyalist Özerk Cumhuriyeti adını verdi. "Sovyet Sosyalist" kelimelerini itirazı olan kişileri 1937 yılında hapse attılar. Bir yıl içinde binlerce kişi tutuklandı ve hiçbirisi evine dönemedi.
1940
Tehcir politikası başlatan Ruslara karşı Hasan İslambulov liderliğinde başlayan ayaklanma Kafkasya'da birleştirici rol oynadı. Hasan İslambulov, Şatoy şehrini ele geçirdi ve Galanoj İnguş halkının geçici hükümeti kuruldu. Rusların onca saldırısı İslambulov taraftarlarını yokedemedi.
1942
Çeçenistan'da, Çeçen devletinin yeniden kurulduğu ilan edildi. Devletin başında avukat Hasan İsrailov vardı.
23 şubat 1944
Geniş çaplı askeri operasyon sonucunda, tüm Çeçen halkı, Kırım, Karaçay, Balkar ve Ahiska Türkleriyle birlikte, Stalin tarafından Sibirya ve Türkistan steplerine sürgün edildiler.
Çeçenistan topraklarında tek tek gerilla grupları ta 1976 yılına kadar faaliyet gösterdiler.
1957
Sovyet lideri Nikita Kurusçev, sürgündeki Çeçen ve İnguşlara, eski durumlarına kavuşmaları için bazı haklar tanıdı. Sürgündekiler, Çeçen
İnguş Cumhuriyeti'ndeki yurtlarına dönmeye başladılar. Bu arada Moskova, Rus Kazaklarını Çeçen İnguş topraklarına yerleştirmeye ve nüfus yapısını değiştirmeye devam ediyordu.
1976
Çeçenistan dağları bu tarihe kadar silahlı mücadelelere tanık oldu.
1988
Çeçen İnguş halk cephesi kuruldu. Hoca Ahmet Bisultanov lider seçildi. cephe, ilk eylem olarak Gudermes'te yapılmakta olan kimya fabrikasına karşı protesto gösterileri düzenledi. Bu arada siyasi teşkilâtlar da kuruldu. Bu teşkilâtlar, 1990 yılında siyasi parti kimliği kazandı.
1 Kasım 1991
Çeçen devlet başkanı C. Dudayev, ilk olarak "Çeçen Cumhuriyetinin Devlet bağımsızlığının ihya edilişine dair" kararnameyi imzaladı. Rusya federasyonu devlet başkanı Boris Yeltsin, olağanüstü hal ilan ederek Çeçenistan'ın başkenti Grozni'ye asker gönderdi. Bu askerlerin Grozni havaalanında devlet başkanı Dudayev'e bağlı askerler tarafından engellenmesi üzerine, Rusya parlamentosu olağanüstü hali kaldırdı ve Rus askerleri 3 gün sonra geri döndü.
Bundan sonrasıda malum Birinci Çeçen Rus Savaşı ya da kısaca Çeçenistan Savaşı başladı. Ancak burada büyük lider Cahar Dudayev’in hayatından bahsetmeden olmaz sanırım.
Çeçenistan'ı özgürlüğü kavuşturan Cahar Dudayev, 1944 yılının Şubat ayında Çeçenistan'ın Yalho köyünde doğdu. Hayata gözlerini açar açmaz Rus baskısı ile tanıştı. 23 Şubat 1944'te Sibirya'ya sürgün edilenlerin arasına katıldığında daha annesinin kucağında 15 günlük bir bebekti. Çocukluk yılları Sibirya bozkırlarında çok güç şartlar altında geçti. Orta öğrenimini burada tamamladı. 1962 yılında Tambov Askeri Pilot Yüksek Okulu'ndan, 1966 yılında da Uzak Mesafe Uçakları Pilot ve Mühendis Yetiştirme Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. 1974 yılında Gagarin Hava Harp Akademisi'ni de bitiren Dudayev, 1. Sınıf pilot ve mühendis ünvanını kazandı. S.S.C.B. hükümeti tarafından kendisine 12 madalya verildi. Tümgeneralliğe yükseldi. Sovyet tarihinde Stratejik Hava Kuvvetleri'nde Tümen Komutanı olmayı başaran ilk Müslüman olarak adından bahsettirdi. 19-21 Ağustos 1991'de Gorbaçov'a karşı girişilen başarısız darbe teşebbüsü sırasında darbecilerin karşısında yer aldı. Akabinde, darbecilerle işbirliği yapan Çeçen-İnguş Cumhuriyeti Hükümeti'ni düşürmek için başlatılan halk hareketinin başına geçti. Demokratik güçler, aydınlar ve tüm Çeçen halkı kendisini destekledi. 27 Ekim 1991'de yapılan seçimlerde %85 oranında aldığı oyla Çeçenistan Cumhurbaşkanlığı'na seçildi.
Rusya'nın 11 Aralık 1994 tarihinde Çeçenistan'a karşı başlattığı işgal ve soykırım hareketine karşı Cahar Dudayev, "Son Çeçen canını vermeden Ruslar ülkemize hakim olamaz" diyerek, halkına "Cihad" emrini verdi.
Dudayev'in önderliğindeki Çeçen halkı, iki yıla yakın bir süre devam eden şanlı bir istiklal mücadelesi verdi. Sonunda Mayıs 1996'da Çeçenistan Ruslardan temizlenerek, Kafkas tarihine yeni bir altın sayfa eklendi. 
Bu özgürlük lideri, 21 Nisan 1996'da bir suikast sonucu şehid edildi...
Türkleri çok sevdiğini her ortamda dile getiren Basayev ''Türkiye hem Türk dünyasının, hem de İslâm aleminin ümit ışığıdır. Bu ışığın sönmesi hem İslâm aleminin, hem de Türk dünyasının karanlığa gömülmesi demektir" gibi demeçleri bulumaktadır.

Yazıma burada nokta koyarken, Çeçenistan’ın şanlı tarihi ve büyük savaşçılarından uzunca bahsetmem umarım sizleri bunaltmamış aksine heycanlandırmış ve biraz olsun unutturulmaya çalışılan halk için gözlerinizi ve zihninizi açmaya yardımcı olmuştur. Bu davalar her zaman ele alınacak ve unutturulmayacaktır.