Eğitimin ve öğretimin gerçekleştirilmesinde temel ve en önemli şart okuldaki mevcut öğretmen kadrosudur. Bunun yanı sıra eğitim ve öğretimin normal bir şekilde gerçekleşmesi, kitaplar, eğitim araç ve gereçleri, spor salonu, laboratuar vb. şartların da oluşturulmasına bağlıdır. Türkçe eğitimde kitapların basılmaması, öğretmen kadrosunun yetersizliği üzerine birçok yazım yayınlanmıştır. Buradan bir sonuca varabiliriz. Küçük bir ilerleme olsa da bu sorun tamamen çözülmemiştir ve Türk dilinde eğitimin ihtiyaçları giderecek sayıda öğretmen atanmamış, kitaplar da ihtiyaçları karşılayacak sayıda basılmamıştır.

Makedonya’daki ilköğretim ve ortaöğretimin tarihini incelersek varabileceğimiz sonuç eğitimdeki kitap sorunu ve öğretmen kadrosu sorunu, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ya da 1945 yıllından sonra hızla çözülmeye başladığını görürüz. O zamanlar ülkedeki okur yazar sayısı çok düşüktü ve öğretmen kadrosu yetiştirmek için kurslar açılmıştı. Bugüne baktığımızda Makedonca eğitimde öğretmen kadrosu sorunu onlarca yıl önceden çözüldüğünü görebiliriz. Arnavutça eğitim ve öğretimde de bu gibi eksikler, Makedonya’nın bağımsızlığından bu yana çözülmüştür. Peki ne oldu da Türkçe eğitim ve öğretimde bu sorun çözülemedi? Bunun sebebi nedir? Nasıl oluyor da bu sorun Makedonca eğitimde 50 yıl önceden çözülüyor, Arnavutça eğitim ve öğretimde on yıl önceden çözülüyor da Türkçe eğitimde çözülemiyor?

Bu durum Türkçe eğitimde belirlenmiş bir stratejimiz olmadığını gösteriyor. Bazı Türk kurumları eğitimden sorumlu komisyonlar kursa da bu komisyonların mevcut durumu aşamadığını ve sorunları çözemediğini görüyoruz. Bir de grev deniyordu eskiden ama grev diye bir şey göremedik. Makedonya’nın bağımsızlığından bugüne kadar eğitimde uzmanlar dışlanmış, sorunların çözümü siyasetçilere bırakılmıştır ya da siyasetçiler eğitim ele geçirmişler diyebiliriz. Eğitimde olan biten onlardan sorulur olmuş. Son dönemde iktidar ortağı olan Türk partisi öğretmen atamasını yapmaya başladı. Onlardan olmayanı da görevinden alıp kendilerine yakın olanları görevlendiriyorlar. Bazen de onlara katılması için baskı uyguluyorlar. Neyse bunu bırakıp eğitimde kadro sorunu çözmekte zorlandıklarını duyuyoruz televizyonda bazen. Büyük işler yaptıklarını anlatırlar eğitimde en büyük olanı da kadro ve kitap sorununun çözümü olduğunu söylerler. İyi de Makedonca eğitimde bu sorun 50 yıl önce çözüldü, Arnavutça eğitimde 20 yıl önceden… Bir şey kesindir. O da eğitimde zamanın biz Makedonya Türklerini ezip geçtiği. 2011 yıllında eğitimde temel şartların sağlanmamasını nasıl yorumlayabiliriz?

Öğretmen kadro eksikliği sadece üniversiteyi tamamlamış kişilerin olmamasından kaynaklanmıyor. Son dönemde öğretmen atamasını gerçekleştirmesi gereken siyasetçiler, fakülteyi tamamlamış olmalarına rağmen öğretmenleri bazı okullarda atayamıyorlar; işe alamıyorlar. Eskiden fakülteyi tamamlamadan öğretmen atayamayız deyimiyle bu işin altından kurtulmayı başarıyorlardı ama şimdi fakülteyi tamamlamış kadromuz olmasına rağmen bazen boş yerleri doldurmak (Türkçe bilen öğretmenlerden ihtiyaç olan yerlere) için atanamıyor yeni öğretmenler. Eğer kadro yoksa o zaman neden üniversiteye başlayacak talebeleri kadro eksiği olan bölümlerde okumaları için teşvik etmiyorlar? Cebinden burs verir gibi bazı kurum ve şahıslar talebeleri çoğu zaman kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyorlar. Bunu yapmak yerine kadro eksiği olan bölümlere yönlendirip öğretmen kadrosunun tamamlanmasında katkı sağlamalılar.

Öğretmen kadrosu eksiklerimiz olmasına rağmen Türk dilinde eğitim gören sınıflarımız var ve eğitim öğretim, plan ve programa göre gerçekleştirilmekte. Peki, bu nasıl oluyor? Tabii ki Türkçe bilmeyen öğretmenlerin dersleri gerçekleştirmesiyle. Şimdi de bu durumun öğrencileri nasıl etkilediğine bir göz atalım. Böylece öğrenci Türkçe bilen öğretmenler varsa dersi Türk dilinde görür yoksa da diğer dilde görür. Yani diler karışımı bir eğitim ve öğretim görmekte. Ana dilde eğitim hakkı Türk sınıflarında böyle gerçekleştiriliyor, bazı okullarda. Kabul edilir ki yerleşim yerlerine ve nüfusun etnik yapısına göre Türk öğrenciler bazı bölgelerde sadece Türk dilini, bazılarında Türkçenin yanı sıra Makedoncayı bilir. Bazı bölgelerde ise Türkçeyi bile bilmiyorlar. Bir bölgede Arnavutlarla birlikte yaşıyorlarsa Türkçenin yanında Arnavutçayı da bilirler. Öğrenciler çoğu bölgede garanti altına alınan ana dilde eğitim görmekte.

Türkçe eğitim görülen okulların nerdeyse hepsinde öğretmen eksikliği vardır. Bu eksikler başka dilde eğitimi gerçekleştirecek öğretmenlerle tamamlanır. Peki, ama Türk öğrencisi, öğretmenin dersleri gerçekleştirdiği dili bilmiyorsa o zaman ne olacak? Böyle durumlar görülüyor. Öğretmen dersi Makedonca ya da Arnavutça gerçekleştirirse, öğrenci de bu dili bilmezse o zaman derslerin nasıl gerçekleştiğini ve öğrencinin ne kadar bilgi ve beceri edindiğini kendimiz tahmin edelim. Bu durum söz konusu olan okullarda Türk öğrencisine kaliteli bir eğitim sunmak, bilgi ve beceri kazandırmak söz konusu değildir. Amaç çoğunlukta olan Makedonlar ve siyasete kendi ağırlığını koyan Arnavutların kendi kadrolu öğretmenlerine iş imkânı sağlamak olsa gerek. Bu iş böyle yürümez diyorum. Mantık var, hiç öğrencinin bilmediği ya da az bildiği bir dilde ders gerçekleşir mi! Bunun böyle yürümediğini ilkokul çocuklarının bile anlamış vaziyette olduğunu hatırlatmak isterim.

Küçük yaşlarda eğitimde böyle zorluklarla karşılaşmaları herhalde Türk olmalarından ve ana dillerinde eğitim görmek istemelerinden kaynaklanıyor. Bu ayırımcılık değil de nedir? Makedon ve Arnavutlara gelince, istedikleri şekilde eğitim politikaları düzenlenir, Makedon ve Arnavut öğretmenler kolayca atanır (Türk öğretmen kadrosuna ait yerleri almak da dagil olarak). Onların öğrencilerine pratik çözümler bulunurken, başarıları daha yüksek olsun diye elden gelen her şey yapılırken, Türk öğrencilere neden bu haksızlık yapılıyor? Ben Makedonya Cumhuriyeti’nin eğitim politikasının bu olduğunu düşünmek bile istemiyorum. Küçük çocukların bile böyle olmaz dedikleri şeyler nasıl olur da eğitimde uzman ve görevli kişiler tarafından uygulanmakta! Sadece üzücü değil, utanç verici bir durum, hiçbir mantığa sığmayan bir durum bu. Eğitimde eşitliği ilke edinen ve bu doğrultuda eğitim siyaseti yürüten Makedonya, bu eşitliği neden Türk öğrencileri söz konusu olunca uygulamıyor? Makedon ve Arnavutlar için bütün dersler okullarda ana dillerinde ise, o zaman bu uygulama Türkler için de geçerli olmalıdır.

Birkaç yıl oldu, Ohri’deki Kardeşlik ve Birlik İlköğretim Okulu’nda böyle bir sorun yaşanmıştı. Kanal 5 televizyon kanalında izlediğim habere göre teknik öğretimi dersi, Türkçe öğretim gören öğrencilerin sınıfında Arnavutça dilinde gerçekleşmesi sonucu ebeveynlerin tepki verdikleri söylenildi. Buna benzer olaylar neredeyse Türkçe öğrenim görülen bütün okullarda söz konusudur ama Ohri’deki gibi ebeveynlerin tepkisi diğer okullarda yoktur. En doğru olan da bu ebeveynlerin yaptığıdır bence. Çünkü başka yapılacak şey yok. Yapılması gereken budur!

Buna benzer sorun da öğrencilerin 1. sınıftan 5. sınıfa kadar öğrenimlerini Türk dilinde görmesi, ondan sonrada ilköğretimi Türkçeden farklı bir dilde devam etmesi; 6. sınıftan 9. sınıfa kadar öğrencinin sadece Türkçe dersini Türkçe gerçekleştirilmesidir. Bu durum da mantığa ters. Çünkü 6’ncı sınıfa geçen bir çocuktan beklenilen 1’inci sınıftan 5’inci sınıfa kadar elde ettiği bilgileri öğrenimini devam edeceği dile çevirmesidir. Sizce bunu kaç öğrenci yapabilir? Yapsalar da bu öğrencinin işini zorlaştırmıyor mu? Unutmayalım, öğrenci belki de Türkçeden başka dil bilmiyor. Öğrenimini nasıl olur da bilmediği dilde 6’ncı sınıftan sonra devam etsin ki! İşte Türkçe eğitimde uygulanan eğitim politikası budur. Bunun böyle olmaması gerektiğini ilköğretimdeki çocuklar bile biliyor. Görevli ve sorumlular nasıl bilmesin! Söz konusu durum ilköğretimini Türkçe tamamlayıp, ortaöğretimini Türkçeden farklı bir dilde devam eden öğrencilerde de görülür.

Evet, biz Makedonya’daki Türk toplumuna ana dilinde eğitim hakkı tanındı ama bu sadece kâğıt parçasında kalmıştır. Sadece tanınmayla ve bazı şehir ve köylerde sınıflar açılmakla kalınmıştır. Herhâlde bizim bununla yetineceğimizi düşünen yetkililer ve iktidardaki Türk partisi gayet rahat bir ortamda eğitimin ilkel şartlarının sağlanmasıyla meşguller. Türk halkını uyutup kitap ve öğretmen sorununu çözdük diyerek daha ne kadar yalana başvuracaklar? Çözseler diyeceğimiz bir şey kalmayacak ama onu da çözemediler. Biz bu durumdayken Makedon ve Arnavutlar gibi eğitim programları geliştirmek, eğitim kalitesini yükseltmek, eğitimi geliştirecek projeler üretmek, eğitimde teknolojiyi kullanmak, Türk halkının eğitim seviyesini yükseltmek, imkânsız gibi gözüküyor. Çünkü ilkel şartları eğitimin temeli olan öğretmen kadrosu ve kitap sorunu çözülemedi hâlâ ve bu sorunların çözümünde küçük bir ilerleme olduğu takdirde bunu büyük bir başarı olarak algılayanlarımız var maalesef.

Bu yaklaşım ve uygulamalar yanlıştır ve değiştirilmesi gerekir. Çünkü bu yanlış uygulama Türk öğrencilerin başarısını düşürür, öğrencilerin edindikleri bilgiler daha az olur. Hatta bazı derslerde dili bilmediğinden dolayı öğrencinin okuldan uzaklaşmasına da sebep olabilir. Uygulama ve yaklaşımın değiştirilmesi de Türk halkına ve devletin eğitim politikasını yeniden düzenlemesine bağlıdır. Bu durum en çok yeni neslimize ya da Türk öğrencilerine zarar vermektedir. Türk halkı duyarlı olup sorunun aşılması için mücadele vermelidir. Burada Türk siyasetçileri de etkin olmalıdır.