Balkan Türklerinin yaşadığı en büyük acılardan birisi şüphesiz ki Balkan savaşlarıdır (1912-1913 yılı). 17. yüzyılın sonlarında ve 18. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda başlayan ve hızla boy gösteren düzensizlik, devlet otoritesinin ve hâkimiyetinin Balkanlar’da ve diğer bölgelerde azalması ya da yeterince olmayışı, buradaki Türk halkının hayatını olumsuzca etkilemiştir. Türk halkı bunun bedelini kendi canı ve malıyla ödemiştir ve acımasızca bir saldırıya uğramıştır. Batılı ülkelerin kışkırtmaları sonucu düne kadar kardeşçe yaşayan Makedon, Bulgar, Sırp, Yunan, Arnavut ve diğer milletleri, Türk düşmanlığına itmiştir.

Üzülerek söylemek gerekir ki büyük acıların yaşandığı Balkan savaşlarından tam yüz yıl geçti. Peki o günden bugünlere Makedonyalı Türklerin hayatında neler değişti, neleri kaybettik, neyi elde ettik? Kısa bir değerlendirmesini yapmak gerektiğini düşünüyorum, yoksa bu konu çok uzun ve geniştir. Maalesef bu konu ve olaylar üzerinde yeterince araştırma yapılmadığı, üstünde durulmadığının kanaatine vardım.

Nüfusun çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu 1912 yılından bugüne, Makedonya’da Türklerin nüfusu ciddi manada azalmış ve Türkler çoğunluk olduğu ata topraklarında azınlık olmuştur. Savaş esnasında ve sonrasında zulme uğrayan Türk milleti çareyi, yüzyıllarca yaşadığı ata topraklarını ve yurt edindiği bu güzel Balkan topraklarını terk etmekte bulmuştur. Üzülerek söylemek gerekir ki bu süreç duraksamaya uğramış olsa da hâlen devam etmektedir. Türklerin yaşadığı bu talihsiz olayın sebeplerinin başlıcası, 1912 yılından bugüne yaşanan bütün savaşlarda hedef olmalarıdır. 1912’de başlayan Balkan savaşları, Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı gibi savaşların hepsinde Makedonya ve Balkan Türklüğü bir kıyıma uğramış, acımasızca katledilmiştir. Bugün Makedonya’nın her şehir ve köyünde Türklerin katledildiği toplu mezarlar bulunmaktadır. Fakat bunlar araştırılıp aydınlığa çıkarılmamıştır maalesef. Türkiyeli yazarların söylemine göre Balkanlar’da milyonlarca Türk katledilmiştir. Türklerin Makedonya’dan göç etmesi, sistematik bir devlet politikasıyla yapılmıştır. Hem Sırp, Hırvat, Sloven Krallığı, hem de Yugoslavya döneminde Türklerin göç etmesi sağlanmıştır. Yüksek vergilere bağlanan; sosyal hayat, ekonomi, kültür, din ve eğitim alanlarında sorunlar yaşayan Türkler çareyi anavatan saydıkları Türkiye’ye göç etmekte bulmuştur.

Ne zaman Türk aydınları tarafından bir direniş ve yapılan haksızlıkları meydana atma girişimi olduysa, bu girişimler sinsi bir şekilde devlet yönetimi tarafından bastırılmıştır. Bunun en iyi örneği Yücelcilerdir. Türk halkının devlet içindeki konumunu düzeltmek ve geliştirmek için yaptıkları çalışmalar sonucu, devlet makamları tarafından suçlu bulunup idam cezasına çarptırıldılar. Bu, Türk milletine yapılan direkt bir saldırı olarak algılanıp, Türklerin bu topraklardan göç etmelerini hızlandıran bir olay hâline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin o dönemki iktidarı, olup biteni görmezden gelip bu duruma seyirci kalmıştır.

Her dönemde olduğu gibi bugün de Türk halkının içinden çıkıp sözde Türk milletinin hakkını koruyoruz diyen bazı şahıslar, Makedonya Türklerine en büyük darbeyi vurmuşlardır. Türkler için varız diyen bazı Türk kurum başkanları ve mevcut iktidarda yer alan Türk partisindeki bazı bireyler aslında Türklükten geçinmişlerdir. Devletin yaptığı haksızlıklar ve Türkleri ikinci hatta üçüncü sınıf vatandaş muamelesi yapmasına alet olan ,,maşalar" ister Makedonya Türkleri önünde isterse Türkiye’de, Makedonya Türklerinin eğitiminin, kültürünün, devlet kurumlarındaki hakça temsilin, ekonomilerinin, Türklerin yaşadıkları yerlerde altyapının ve çağdaş bir hayat yaşamaları için gerekli olan bütün şartların yerine getirildiğini, bunların devlet tarafından sağlandığını ve ayırımcılık olmadığını durmadan söylemekteler. Halbuki durum hiç de öyle değildir. Bunları böyle bildirmelerinin nedeni kendi çıkarlarını korumak, iktidara yaranmaktır.

Türklerin, eğitimde, kültürde, altyapıda, din konularında, ekonomide çözülmesi gereken çok ciddi sorunları vardır. Eğitimde ders kitaplarının basılmaması, öğretmen kadro yetersizliği ve öğretmenlerin göreve atanamaması, Türk dilinde eğitim için yeterli sınıfın olmaması vb. sorunlar vardır. Altyapıda Türklerin yaşadığı yerleşim yerlerinde 21. yüzyıla yakıştıramayacağımız sorunlarla karşılaşmaktayız. Bazı yerleşim yerlerine ulaşım için hâlâ asfalt döşenememiştir. Su sorunu yaşanmaktadır ve daha birçok sorun. Bu yerleşim yerlerinde kasten devletin temel sorumluluklarını yerine getiremediğini göstermektedir. Din konusuna gelince İslam birliği tarafından Türk imamlardan ihtiyaç olmasına rağmen imamlar büyük zorluklarla atanmakta. Birçok yerleşim yerinde camiler tamir edilemiyor. Türkçe vaazların çok az camide olması, Osmanlı eseri olan camilerin ve başka tarihî eserlerin zamana bırakılıp acımasızca yok edilmeleri ve tamir edilemeyişi Türk halkının karşılaştığı sorunlar arasında. Yıllardır söz verilen fakat temellerinin bile atılmayan Türk tiyatrosunu da görmezden gelemeyiz, bu da kültürde var olan ciddi bir sorundur.

Bugün iktidarın bir parçası olan Türk partisi bunları görmezden gelip, Makedonya Türklerinin, bu topraklarda bütün haklarını gerçekleştiğini söylemekte, her şeyin güllük gülistanlık olduğunu gösterip, Makedonya ve Türkiye kamuoyunu yanıltmaktadır. Durumları biraz araştıranlar aslında Türklerin nasıl zorluklarla karşılaştığını, iktidardaki Türk partisinin Türklerin sorunlarıyla değil bazı kişilerin şahsi çıkarları doğrultusunda çalışan bir kuruma dönüştüğünü görebilirler. Bunun en güzel örneğini, işe aldıkları az sayıdaki Türk memurların hep kendi sıralarında olmasıyla göstermiştir. Bu sayının Türklerin gerçek oranını yansıtmadığı, daha fazla Türk memurun işe alınması gerektiği herkes tarafından bilinmektedir ama Türk bakanın yaptığı açıklamaya göre bu oran sağlanmış ve Türklerden yeterince memur işe alınmış daha fazla alınmasının gereksiz olduğu söylenmiştir. Bu ve benzeri açıklamaların, Türk halkı için ne derece zararlı olduğunu herhalde kendisi bile bilmiyordu.

Bütün bu durumlar biz Makedonya Türklerinin yüz yıldır nüfus kaybetmemize sebep olmuştur. Yüzyıl önce bu toprakların nerdeyse her şehrinde ve köyünde Türkler çoğunluktaydı. Bugün ise durmadan Türklerin göç etmeleri sonucu, Makedonlar ve Arnavutlardan sonra üçüncü etnik topluluk konumundalar. Dilerim ki bunun devamı gelmez ve üçüncü etnik topluluktan dördüncü hatta beşinci yere düşmeyiz. Üzülerek söylemek gerekir ki bunun olmaması için “altyapı” oluşturulmamıştır. Çünkü Türkler yıllardır hak ettikleri konuma gelmemişlerdir. Bugün de haklarını alamamakta ve hayatın bütün alanlarında Türk toplumu, haksızlıklara uğramaktadır. Aynı zamanda iktidar ortağı Türk partisi de sorunların az olduğunu ve çoğunun çözüldüğünü söylemektedir. Demek oluyor ki ne çözüm için çaba sarf ediyor ne de sorunları dile getiriyor.

Yıllardır Makedonya Türkleri için canla başla mücadele eden kişiler ise Türkiye ve kurumları tarafından dışlanmaktalar. Türkiye’nin yıllardır Türkler için mücadele edenleri bugün dışlaması, bu kişilerin Yücelcilerle aynı kaderi paylaşmasına sebep olmuştur. Belki devlet rejimi tarafından idama çarptırılmadılar ama Türkiye iktidarının bu bireyleri bugün tanımaması düşündürücüdür.

Makedonya’daki Türk nüfus sayısının kalıcı olması ve Türklerin haklarını alması, halkın refaha kavuşması, eğitimin ve kültürün ilerletilmesi, Türk toplumunun sorunlarının çözümü, Makedonya’daki Türk gençlerine kalmıştır. Üniversitelerde eğitim görmüş ve sözde değil de “gerçek” aydınların harekete geçmelerinin tam zamanıdır diye düşünüyorum. Makedonya Türk halkı, aydınlarından hizmet bekliyor. Herkes üstüne düşeni kendi halkı için yapmalıdır diye düşünüyorum. Elinizi taşın altına koyun.