Bugün Türkiye’nin kurumlarını burada görmek, biz Makedonya Türkleri için gurur verici bir olaydır. Hele bu kurumlar Makedonya Türklerinin destek ve kalkınması için buradaysa bizim özgüvenimiz kat kat artar. Çünkü Türkiye’miz bizi desteklemek için burada, bizi unutmamış diye düşünürüz. Gönül ister ki biz Makedonya Türkleri de, dünyada eğitimde ileride ve üst seviyede olan milletler gibi planlı çalışmalar yapıp eğitim seviyemizi ve eğitim kalitemizi yükseltelim. Yani Türkiye’nin bize destek verecek olan kurumlarıyla birlikte daha büyük işler yapalım ve eğitimimizi daha üst seviyeye getirelim. Çalışmalarımız ve projelerimiz kitap basmak değil, eğitim kalitesi ve seviyesini yükseklere çıkarmak olsun. Kitap sorunu ve birçok sorunumuzu her vatandaş olumsuz Makedonya Cumhuriyeti hükümeti içinde çözelim ya da hak ettiğimizi alalım. Hepimiz, ‘hak verilmez, alınır’ sözünü duymuşuzdur, biz de hakkımıza bu hakların verilmesini beklemeyelim. Somut adımlar atıp sorunlarımızı Makedonya Cumhuriyeti’nin kurumları içinde çözelim ve haklarımızı alalım. Bütün sorunlarımızı Türkiye Cumhuriyeti’nin çözmesini beklersek Makedonya Türklerinin pasif kalacağını ve her sorun için Türkiye’den çözümler üretmesi ve sorunları çözmesini bekleyecekler. O zaman bir Çin atasözünde söylendiği gibi: ‘Balık avlamayı değil, hazır balığı yemeği öğreneceklerdir’. Biz kendi ayaklarımızda durmalıyız, durabilmeliyiz! Kendi haklarımızı kendimiz almalıyız!

Eğitimdeki değişiklikler, sekiz yıllık ilköğretimin dokuz yıllık olması, plan ve programların değişmesine neden olmuştur. Aynı zamanda yeni kitapların basılması da kaçınılmaz olmuştur. Yeni kitapların basılması kararı verildikten sonra Türkçe eğitimde her yıl birkaç adet kitap basılıyor. Bu da demektir ki Türkçe eğitim gören öğrenciler için ders kitapları birkaç yıl sonra belki tamamlanacaktır. Umarım, ders kitapları tamamlandığında, eğitimde yeni değişiklikler olmaz da yeniden kitapların tamamının basılması için Türk öğrencileri yıllarca beklemez. Ne yazık ki artık böyle düşünmemiz gerekiyor çünkü eğitimde değişiklikler Makedonya’da Türkçe eğitim gören öğrencilere yararsız. Nedenleri de bellidir. Ne zaman bir değişiklik olsa Türkçe eğitim için gerekli şartlar sağlanmıyor ve eğitim bir sürü eksiklerle devam ediyor. Bunlardan en büyük olanı da Türkçe dilinde ders kitaplarıdır. Oysa dünyada eğitimi incelersek göreceğiz ki, eğitimde büyük gelişim ve sürekli değişmeler yapılmaktadır. Bunlar, teknolojinin ilerlemesini göze alırsak gayet normal olaylardır. Biz, bu durumdan belki de habersiz, var olan şartlarla memnun olup ilkel şartlarda eğitime devam ediyoruz. Oysa bu duruma bir son vermeliyiz ve şartların iyileşmesinin çalışmalarını yapmalıyız. Eğitimin ne derece önemli olduğunu biliriz, daha önce de belirtmiştik. Bu durumda artık devam edemeyeceğimizi de bilmeliyiz. Olup bitene Türk kamuoyunun dur demesi gerekiyor. Bir an önce gereken değişmeler yapılmalı! Türkçe eğitimin modernleşmesi ve kalitenin yükseltilmesi gerekiyor. Bu adımların atılmasında geç kalındı ve artık beklememiz hiç doğru olmaz, bir an önce somut adımlar atılmalıdır.

Şimdi de bundan sorumlu olan Türk kurumlarının ne yaptığını bir gözden geçirelim. Birkaç yıl oldu. Türkçe eğitimde boykot yapılacağını Türk medyalarından duyabiliriz, oysa bu boykotun ne zaman olacağını bilmiyoruz. Sonuç olarak boykotun özde değil, sözde olduğunu görmekteyiz. Eğitim bakanıyla 12 dakikalık görüşme yapılıyor. Bu kadar kısa süreli bir görüşme tanışmak için bile yeterli değildir. Türkçe eğitimdeki temel sorunları çözmek için hiç yeterli değildir. Sonuç olarak da 21 Aralık Türkçe eğitim bayramında, eğitim bakanına hediye verilmektedir. Bu da düşündürücüdür. Çünkü bu bakanın 80 binlik Türk toplumuna ayıracak 12 dakikası vardır. Kitap sorununun çözümünü Türkiye’ye bağladık. Baktık burada olmuyor, orada çözülmesini en uygun gördük. Televizyonlarda duyduk ki Eğitim ve Bilim Bakanlığı’nın tamir edeceği okulların %40’ı Arnavutça dilinde eğitim verilen okullardır. Peki, Türk kurumlarına sormalıyız, Türkçe eğitim veren okullarının yüzde kaçı tamir edilecek? Okullarımızın tamirini de Türkiye yapıyor yani bu işi de Türkiye’ye devrettiler. Eğitimimizle tamamen Türkiye ilgileniyor, vergi ödediğimiz Makedonya Cumhuriyeti’nden de fazla bir şey istemiyorlar ya da isteyemiyorlar. Ve daha birçok eğitimle ilgili sorunu bu şekilde “çözmeye” (?) çalışıyor Türk kurumları. Bunları öyle ya da böyle çözdüler ya da çözemeye çalıştılar. Endişe verici başka bir durumla karşı karşıya geliyor Türk halkı. Türk kurumlarının bazıları bu sorunları çözmeyi bırakıp, eğitimde ayrımcılığa başladı.

Son yıllarda Türkçe eğitimde ayırımcılığın büyüdüğünü görebilmekteyiz yani çalışan bir öğretmen çıkarılıp yerine bazı Türk kurumunda bulunan bir öğretmen tayin ediliyor. O kuruma göre tayin ettikleri öğretmen, ‘onlardan biri yani bizden olmayanı çıkardık bizden olan öğretmeni işe aldık’ prensibini uyguluyorlar. Bu durumlar Türkler arasında bölünmenin daha da derinleşmesine ve büyümesine yol açacaktır. Türkçe eğitimde de sorunların çözülmesine değil, yeni sorunların açılmasına yol açacaktır. Eğitim sorunlarını çözemediler, bir yana bıraktılar şimdide zaten yetersiz olan öğretmenleri görevlerinden alıp işsizler ordusuna mı katmaya başladılar! Burada amaç sorunları çözmek midir yoksa yeni sorunlar üretmek midir? Kadro sorunumuz, bir Türk öğretmeni görevinden alıp yerine başka Türk öğretmeni getirmekle çözülmez! Türk’ün Türk’le değiştirilmesi hiçbir şeye çözüm değildir. Sadece insanlarla ve öğretmenlerle manipülasyondur. Kadro sorununu çözmek, kadrolu öğretmen yetiştirip bu öğretmeni kadronun yetersiz olduğu okullarda göreve getirmekle olur. Bu küçük işleri bırakıp daha ciddi işlerle uğraşmalıdır. Türkçe eğitimle ilgilenen kurumlar, eğitimde sorunlara çözüm getirmelidir. Sorunları çözüp Makedonya Türklerine kaliteli eğitim sağlamalı ve bunun için de hep birlikte çalışmalıyız.

Yıllardır Türkçe eğitimden kendilerini yetkili gören kurumlar madem böyle bir işi yapıyor, böyle bir görev üstlenmişler, o zaman bunun sorumluluğu da onlara aittir. Yıllarca Türkçe eğitimde bu kadar büyük sorunlar varsa ve bunlar temel sorun olmasına rağmen çözülemediyse, bundan onların sorumlu olduğunu unutmamalıyız. Türk kamuoyuna hesap vermeleri gerekir. Sorumluluk ağır bir iştir ama her işte sorumluluk vardır, eğer sorunlar çözüldüyse o zaman herkes bu kurumların iyi çalıştığını düşünür, gurur duyar ve bunu beyan eder ama eğer çözülemediyse o kurumlarda görev değişim olmalı. Bu işi en iyi şekilde yapabilecek kişiler oraya getirilmelidir. Sorumluluk yoksa herkes bildiğini okur ve istediği gibi çalışır. Demokratik bir toplumda hesap verme sorumluluğu vardır, yoksa anarşi (kaos) ve diktatörlük baş gösterir. Türkçe eğitimde sorunların çözülüp, çözülmediğine Makedonya’daki Türk kamuoyunun karar vermesi gerekiyor. Eksikler varsa bundan sorumlu olanlar hesap vermelidir.