Neredeyse üç ay süren yaz tatilinden sonra yeni bir öğretim yılının da başına geldik. Öğretim yılı 1 Eylül’de başlıyor, 10 Haziran’da bitiyor. Öğretim yılını öğrenciler büyük bir coşkuyla karşılıyor, onun başlamasıyla okul avluları ve sınıflar canlanır. Öğrenciler ikinci evleri okullarına geri dönmenin sevinci içindeler, burada yaz tatili boyunca göremedikleri arkadaşlarıyla görüşürler. Tatilden topladıkları enerjiyle yeni bilgi ve beceriler edinirler. Bu coşkuyu herkes hayatında yaşamıştır. Yeni bilgiler beceriler öğrenmekten daha güzel bir şey var mı! Hele ki bu bilgi ve beceriler bize hayat boyu yol ve yön göstereceğini düşünürsek, ne kadar çok faydalı olduklarını daha iyi anlarız. Eğitim bugün her bireyin hayatında ilerlemesi için en önemli faktördür. Bunun için de eğitim seviyesi yüksek bireyler yetiştirmek her millet ve devletin temel amaçlarından biri olmalıdır.

Makedonya’da son yıllarda eğitimin sürekli bir değişim içinde olduğunu görebiliriz ancak bu değişimlerin ne kadar faydalı olduğu tartışılır. Gelişmiş ülkelerde yaz tatili süresinde ya da yeni eğitim ve öğretim yılı başlamadan önce hazırlıklar ve stratejiler yapılır. Bu hazırlıklar yeni öğretim yılının başında tamamlanır ve öğretim yılı başladığında her şey hazırdır. Gönül ister ki Makedonya’da da bu böyle olsun. Özelikle Türkçe eğitimi ele aldığımızda, bir süre sorunun açık durduğunu ve neredeyse hiçbir gelişme olmadığını görürüz. Aynı sorunlarımız devam ediyor; önceden de söylediğimiz gibi, Türkçe ders kitapları bazı derslerden yine basılmayacak. İş defterlerinden hiç bahsetmeye gerek yok. Onlardan zaten hiçbiri basılmadı. Türkçe eğitim gören öğrencilerin bilgisayarlar programları Makedonca ve Arnavutça dilindedir. Türkçe dilini ekleme gibi yetkililerin bir niyetleri olmadığı da ortada, eğitim araç ve gereçlerin yenilerle değiştirildiğini ve okulların yeni eğitim araç ve gereçlerle donatıldı ise söz konusu değildir.

Yetkililerin Türkçe eğitim ve öğretime karşı bakışları ve çalışmaları (çalışmamaları) maalesef bu yöndedir. Şimdi de Türk kurumlarının ne yaptığına bir bakalım. Türk kurumlarından yaz tatili boyunca yani sorunların çözülmesi gerektiği zamanda ses duyamazsınız. Türk medyası ise genel olarak eğitimden bahseder ya da sorunları görmezden gelir bu dönemde. Öğretim yılı başladığında Türkçe eğitimdeki sorunları medyamızdan az da olsa duyarız. Kurumlarımız ise yarıyıl tatilinde yeni konuşmaya başlar sorunları, o zaman da kimseye dinletemez. Çünkü sorunlar öğretim yılı başlamadan önce gündeme getirilmelidir. Biz böyle derken yarıyıl kış tatili de geçer ve yaz tatiline yaklaşırız. Bu dönemde de yapılacak bir şey yoktur; sorunlarımız direkt olarak yeni eğitim ve öğretim yılına aktarılır.

Kurumlarımız artık sorunları yıldan yıla aktarmayı bıraksınlar. Eğitimdeki sorunlarımızı zamanında çözsünler. Bunun için de en uygun dönem öğretim yılı başlamadan öncedir. Aksi takdirde Türkçe eğitim kitapsız, araç ve gereç eksikleriyle, bilgisayarlar olmadan (kullanılmadan) devam edecektir. Türkçe eğitim gören öğrencilerinde bilgileri ve başarısı daha az olacak, aynı zamanda eğitim kalitesi düşük olacaktır. Bir dönemler boykottan da söz etmişti bir kurumumuzun başkanı. Ondan da hiçbir şey çıkmadı. Boykot yapılacaksa şimdi tam zamanıdır ama son zamanda, değil boykotu, eğitim sorunlarını bile unutmuş vaziyetteler.

Gönül ister ki Türkçe eğitim gören öğrencilerinde eğitim yılı başında kitapları komple basılmış olsun, bilgisayarları Türk dilinde olsun, okulları tamir edilmiş öğrenciler güzel bir ortamda eğitim görsün. Sevinçle geldikleri okulda şartlar yaratıldığında çalışma ve yeni bilgiler edinme hırsları daha da büyüsün. Şartlar yaratıldığında öğrencilerinde çalışma ve öğrenmeye karşı motivasyonu daha büyük olsun.