Makedonya Cumhuriyeti’nde yaşayan tüm azınlıklara ana dilinde eğitim hakkı tanınmıştır. Bu hak Anayasada, ilköğretim ve ortaöğretim kanunlarında tanınmış ya da Makedonya’da yaşayan Arnavutlar, Türkler, Sırplar ve son dönemde de Boşnaklarla Ulahlara ana dillerinde eğitim hakkı uygulanmaktadır.

Ana dilinde eğitimin faydaları çok yönlüdür. Bunlardan biri, öğrencinin kendisini daha güzel şekilde ana dilinde yazılı ve sözlü ifade etmesinin sağlanmasıdır. Ana dilde eğitimini gören öğrenciler milliyetlerinin farkında olurlar ve mensubu oldukları halkla daha sıkı bağlar kurarlar. Çok dilliliğin bir zenginlik olarak kabul edilmesi bütün Makedonya’da yaşayan halkların avantajı olarak görülmesi gerekir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar’daki topraklarından, Balkan Savaşlarından (1912, 1913 yılları) sonra çekilmesiyle Türk öğrencileri Sırpça eğitim görmeye başlamıştır, Makedonya’daki Türk halkı Türk dilinde eğitim hakkını İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yani 1945 yılından sonra elde etmiştir. Makedonya’da yoğunlukta yaşayan Türkler o dönemde Makedonlardan sonra en çok nüfusa sahipti ve o dönemlerde Türkçe eğitim görülen okullarımızın sayısı bugünden çok daha fazlaydı. Mesela 1954-1955 eğitim öğretim yıllında Türkçe eğitim görülen ilköğretim okullarımızın sayısı 119, Türk öğrencilerin sayısı ise 12493’tür. Bugüne bakarsak bu sayının çok daha düşük olduğunu görürüz. İlköğretim okullarımızın sayısı 2010-2011 öğretim yıllında 60 düşmüştür, öğrenci sayımız ise 5416’dır. Yani biz Türklerin anadilinde eğitimi sorgulanır hâle gelmiştir ve gerilemiştir. Tabii burada ellimizde olmayan ve olumsuz etki yapan olaylar vardır. Bunlardan eğitimi en çok etkileyen de Türk halkının göç etmesi. Buna paralel olarak da öğrenci ve öğretmen kadrosu sayısının düşüşüdür. Öğrencilerin ve öğretmenlerin sayısının düşüşü bazı okullarda Türkçenin eğitim dilleri arasından çıkarılmasına neden olmuştur. Bugün bile geçmişte Türkçe eğitim görülen şehirlerde Türk nüfusunun olmasına rağmen bu şehirlerin hiçbir okulunda Türk dilinde eğitim görülmüyor (örneğin: İştip, Manastır, v.b.).   Türk nüfusunun azalması ve Türkçenin eğitim dili olarak kapatılması, birçok belediyede Makedonya Türklerinin ana dillerini eğitim sistemi içerisinde öğrenmesini engellemiştir. Bu engeller önümüze eğitimden sorumlu kurumlar tarafından konulmuştur ya da bu kurumların Türkçe eğitime ilgisizliğinden kaynaklanmaktadır. Türk öğrencilerin büyük bir bölümü ilköğretimlerini Türk dilinde görmüyor. Her 3 Türk öğrenciden biri belki de bundan fazlası ilköğretimini başka dilde görüyor. Bu da çok büyük bir rakamdır. 8860 Türk öğrenciden, 3444 Türk öğrenci diğer dillerde öğrenimini görüyor; 5416 ise Türkçe görmekte.

Ortaokullardaki Türkçe eğitim söz konusu olduğu zaman şunu söyleyebiliriz. Ortaokullarda ilkokullara göre Türkçe, eğitim dili olarak çok daha az okulda kullanılıyor ve ortaokula giden Türk öğrencilerin belki de yarıdan fazlası eğitimlerini Türkçeden farklı eğitim dilinde görmekte. Anayasa ve kanunlar garantisi altında olmasına rağmen Türk öğrencilerin bu kadar büyük bir bölümü Türk dilinde eğitimlerini görememesi düşündürücüdür. Bu demek oluyor ki garantili olan ana dilimizde eğitim pratikte aslında uygulanmıyor ya da çok az uygulanıyor. Makedonya Türklerinin bir kısmı Türkçe eğitimlerini görüyor. Ortaokulların sayısı çok azdır ve bu da öğrencilerin ortaöğretimlerini başka dilde görmelerine sebep oluyor. Makedonya genelinde 11 ortaokulda başka dillerin yanı sıra Türk dilinde de eğitim görülüyor. Son getirilen orta öğretim kanunuyla, ortaöğretim zorunlu olmuştur. Zorunlu eğitim Makedonca ve Arnavutça eğitim dilinde görülebilir yani bu ana dilerinde eğitimlerini gören Makedon ve Arnavut öğrenciler için sorun olmamıştır çünkü Makedonca ve Arnavutça dilinde ortaokulların sayısı bu öğrencilerin hepsini kapsamaya yeterlidir. Peki ya Türk öğrenciler eğitimlerini Türk dilinde nasıl görecek? Türkçe eğitim görülen okulların sayısının az olduğunu biliyoruz. Bu eksikliği gidermemiz nasıl mümkün olur? İster istemez Türk öğrencileri ana dillerinden farklı bir dilde ortaöğretimlerini göreceklerdir çünkü bazı bölgelerde Türk dilinde eğitim görülen ortaokul hiç yok. Ortaokullarında bölümleri var. Öğrencinin kayıt yapmak istediği bölüm Türkçe değilse o zaman ortaöğrenimini ana dilinden farklı bir dilde görmek zorunda kalır.

Yüksek öğrenime gelince… Makedonya’da Türk talebelerin ana dillerinde eğitim görebilecekleri iki bölüm vardır. Bunlar: Pedagoji (Eğitim Fakültesi) ve Türkoloji bölümleridir. Bu bölümler devletin üniversitelerinde bulunmaktadır. Pedagoji fakültesi (Eğitim Fakültesi) Üsküp’ün Aziz Kiril ve Metodiy Üniversitesi’nin bünyesindedir. Türkoloji bölümü ise iki üniversitede bulunur. Bunlar: İştip’teki Gotse Delçev Üniversitesi ve Üsküp’teki Aziz Kiril ve Metodiy Üniversitesi. Yüksek öğrenimde Türk talebelerin büyük bir kısmı bu iki bölümü tercih ediyor. Tercih etme sebepleri ana dillerinde eğitim görecekleri için olsa gerek. Ama biz Makedonya Türkleri başka branşlarda da kadro yetiştirmeliyiz çünkü bir toplum sadece sınıf öğretmenleri ve Türk dilinde branşlı öğretmenler ve tercümanlarla gelişemez. Biz Makedonya Türkleri için devlet üniversitelerinde neden başka branşlarda da bölümler açılmıyor? Bunun en iyi örneği Makedonya’daki Arnavut toplumudur. Onlara özel bir devlet üniversitesi açılmıştı yıllar önce Kalkandelen’de. Kendi üniversitelerinde bütün bölümler mevcut, aynı zamanda bütün dersleri talebeler Arnavutça dilinde görmekteler. Peki, biz bu konuda ne yaptık, nereye kadar geldik? Önceden var olan Pedagoji ve Türkoloji bölümünden başka Türkçe eğitim görülen yeni bir bölüm açabildik mi? Hayır. 2009-2010 eğitim öğretim yıllında İştip Gotse Delçev Üniversitesi’nde Türkoloji bölümü açıldı. Zaten bu bölüm de var olan bir bölümdü. Şimdi ikincisi İştip’teki üniversitede açıldı ve bununla kaldık. Kısa bir özetle Makedonya eğitim sisteminin içinde Türklerin yerini anlatmayı düşünüyorum, yazımın devamında. Kısaca ne yapmamız gerektiğini ve çözüm önerilerimi sunacağım.

İlk önce şunu belirtmek isterim. Türklerin yaşadığı bir belediyenin okulunda Türkçe sınıf açmak maalesef siyasete bağlanmıştır, yani bunu yapacak olanlar ve halkı bu doğrultuda yönlendirecek olanlar Türk siyasetçilerdir. Oysa yetkililer kolayca, Türklerin nerede yaşadığını ve buna bağlı olarak nerelerde sınıflar açılması gerektiğini tespit yapıp sınıflar açabilirler. Türklerin yaşadığı her yerde ilkokullarda ve ortaokullarda sınıfların olmaması yetkililerin bizim ana dilimizde eğitim hakkımızı gerçekleştirmekten yana olmadıklarını gösteriyor. Aynı zamanda Türkler adına siyaset yapanlar özelikle iktidarda olanların da ilgisiz olduğunu görüyoruz. Bu yıl sadece Kırçova lisesinde Türk sınıfı açılmıştır. Böyle giderse 50 yıl sonra Türklerin yaşadığı her belediyede Türkçe eğitim görülen sınıflar açılamaz. Çünkü her yıl birer sınıf açılsa en az 50 yıl lazımdır. Bu nasıl ana dilde eğitim hakkıdır düşünmemiz gerek.

Bir an önce bu durumdan kurtulup hızla Türklerin yaşadığı her belediyede ortaokullarda ve ilkokullarda gerektiği kadar sınıflar açılmalıdır. Bir sınıfın açılması yanında sorunları da getiriyor. Bu sorunlar arasında öğretmen kadrosu vardır. Öğrencilerin Türkçe eğitim görülecek sınıfta olması yeterli değildir. Eğer öğretmenlerin hepsi dersleri Türk dilinde gerçekleştirmiyorsa ve derslerin gerçekleşmesi için eğitim araç ve gereçleri Türkçe değilse, her yerde sınıfların açılması ve kadronun en kısa zamanda bulunması gerekiyor.

Bugün ilk ve ortaokullarda mevcut olan sınıflarda bile öğretmen kadrosunun tamamı, derslerini Türk dilinde gerçekleştirmiyor. Peki yeni bir okulda Türkçe eğitim görmek üzere yeni sınıf açılırsa ne zaman kadro yetişecek? Ne zaman derslerin tamamı Türk dilinde gerçekleşecek? Demek oluyor ki işler sadece sınıf açılmasıyla bitmiyor, ders gerçekleştiren kadronun tamamı da Türk dilini bilmelidir.Yüksek öğrenime gelince Pedagoji ve Türkoloji bölümleri dışında daha çok kadro yetişmesi gerek. Önceden dediğimiz gibi ilköğrenimini ve ortaöğrenimini Türk dilinde gören bir talebe elbette ki yüksek öğrenimini de Türkçe görmesi onun okuldaki başarısını ve mezun olmasını kolaylaştırır. Fakat derslerin Türk dilinde olduğu bu iki branşta yeterli kadromuz mevcut, peki diğer branşlarda kadro sayımızı nasıl arttırırız? Belki de şu an için hayal gibi gözüken bir fikir atmak istiyorum ortaya. Makedonya merkezli ve eğitimi tümüyle Türk dilinde görülen bir Türk üniversitesinin açılması bizler için çok faydalı olacaktır. Belki şu anda talebelerimizin sayısı azdır ve kadromuz yetersizdir ama bu üniversite daha geniş bir alana hitap edebilir. Mesela bütün Balkan Türklerini kapsayabilir. Böylece sadece Makedonya’da yaşayan Türklerin değil, bütün Balkan Türklüğünün yüksek öğrenimini Türk dilinde görmesi sağlanır. Makedonya’dan talebelerimizin sayısı azdır ama böyle bir üniversitenin içine Bulgaristan’dan, Yunanistan’dan, Kosova’dan, Arnavutluk’tan, Romanya’dan, Sırbistan’dan vb. ülkelerden talebeler gelirse bu sayı yeterli olur. Akademisyen kadrosu sorunu da aynı şekilde çözülebilir diye düşünüyorum. Ayrıca anavatanımız Türkiye’deki üniversitelerle de talebe ve akademisyen değişimi olabilir. Bu da büyük bir avantaj olabilir bizim için. Bugün Balkanlar’ın her ülkesinde yaşayan Türkler parçalanmış bölünmüş olabilir ancak bu birlik ve beraberlik sağlandığı zaman bu fikrin hayata geçebileceğini düşünüyorum.