Gençlik; cesarettir, atılganlıktır, umuttur, gelecektir. Gençlik yeniliktir. Gençlik araştırır, hakkını almak ister. Gençlik, gelecek demektir. Gençlik her millet için önemli bir kuvvettir. Gençlik iyi eğitildiğinde o milletin umududur, geleceğinin güvencesidir. Geleceğimize sahip çıkmak gerek.Gençlik bir milletin hayali, umudu, beklentisi ve teminatıdır.Bundan dolayı gençliğin beden ve zihin açısından sağlıklı ve sağlam olmasının önemli bir husustur.


Bir milleti yok etmek isteyenler hemen gençler üzerinden kirli oyunlar oynamaya başlar. Genç nüfusu olmayan bir millet, gelecekte kimliğini kaybeder. Kimliğimizi nesilden nesle aktarabilmemiz için bilinçli gençliğe ihtiyaç duyulmaktadır.

Bir milleti yok etmek isteyenler gençleri sosyal, kültürel ve psikolojik incelemelere tabi tutar. Daha sonra elde edilen sonuçlarla beraber gençleri uyutmaya çalışırlar. Yıllardır gençlik üzerinden yapılan oyunları görmekteyiz. Âdeta gençlik uyutulmak istenmektedir. Bir yandan bilinçli gençlik varken diğer tarafta uyutulan bir gençlik. Atatürk'ün çok güzel bir sözü var, bu günler için örnek almamız adına diyor ki: "Milleti kendi benliğine sahip yapmayan, milleti asırlarca kendi hakkında gafil bulunduran hep bu cehalettir. Hükümdarların, şunun, bunun, milleti esir gibi, köle gibi kullanmaları, bütün vatanı kendi özel mülkleri gibi düşünmeleri, hep milletin bu bilgisizliğinden istifade edilmek sayesinde idi. Gerçek kurtuluşu istiyorsak, her şeyden evvel, bütün kuvvetimiz, bütün süratimizle bu cehaleti ortadan kaldırmaya mecburuz".

Gençlerin şikâyetleri vardır. Anlaşılmamaktan her zaman şikâyetçidirler. İhtiyaçlarının karşılaşmamasından şikâyet ederler. Güvenilmemekten, aciz görülmekten, kabullenilmemekten şikâyetçidir gençler. Özgürlüklerinin kısıtlanmasından, sorumluluk verilirken yaşatılan kargaşadan rahatsız olan bir gençlik grubu da var.

Yattığı yerden ahkâm kesen sen, okumayan, yazmayan, okumaktan ve yazmaktan korkan, okuyana ve yazana tahammül edemeyen, okuyanı ve yazanı küçümseyen toplum mühendisleri oldukça, gençler başarıya ulaşamazlar. Siyasiler tarafından kullanılan gençler sadece seçim öncelerinde hatırlanırlar. Seçim öncesi iş sözü verilip, seçim sonrası selamsız kalan gençler sadece ve sadece elektrik direklerine bayrak, flama, afiş asma gibi basit iş gücü gereksiniminde hatırlanır. Gençlere görev verip yüreklendireceklerine, başarısını görüp alkışlayacağımıza, önüne duvar olup, kösteklemektedirler. Gençler görev istediklerinde: ‘Sus, sen ne anlarsın, siz gençler haddinizi bilin’ dediklerine şahit oluyoruz.. Vaat ederken ümitleriniz vardır. İcraat anında ise korkularınız…

Güvenmediğiniz ve sorumluluk vermediğiniz bu gençler 18 yaşına geldiği zaman oy atabiliyor, yirmisinde eli silah tutabiliyor. Vatanı korumaya gelince; ‘Hayır bu çocuktur, daha küçüktür’ demiyorsunuz ya da başka bir deyişle seçim zamanı öncesinde kapısına bile koymadıkları gençlerin ayaklarına kadar gidip, toplumu yönetmek için oy isteme nezaketinde bulunabiliyorsunuz. Yazık! Şu anki gençliğin bir suçu yok. Suç onları buna itenlerde. Bu zaten olması istenen şeydi. İstenilen gençlik yaratıldı en sonunda. Eleştirmeyen, sorgulamayan gençlik… Dizilerle, şovlarla, uyutulan gençlik... Tehditlere boyun eğdiren gençlik uyutuluyor. Burs karşılığında eleştirmelerine izin verilmeyen, haklarını aramalarına izin verilmeyen gençlik…

Toplumu yönlendiren gerek siyasiler, gerek bürokratların yapı yapmak veya ihale yönlendirmek gibi kamu görevlerinin arasında sosyolojik vazifelerinin de olduğunu bir genç olarak acizane vasfımla burada ifade etmek istedim. Kemal Atatürk bir toplumun kaderini değiştirecek yola böyle çıktı. İlk çıkış tarihini de bayram olarak gençlere armağan etti. Peki siz bu gençlerle neleri paylaşıyorsunuz?! Onlara ne kadar güvenip, mesuliyet veriyorsunuz? Tabii ki sorumluluktan soyutlanan gençler Play Station, İnternet kafe v.b gibi yerleri memleket meselelerinin görüşüldüğü yerlerden daha fazla önemserler. Onlar ihtiyaç duyduklarında arkalarında sizleri göremediklerinde kullanıldıklarını düşünerek gereğinde mücadeleden yılabilir, sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında kestirme yolu tercih edebilirler. Bu tür kan kaybında sizlerin ne kadar pay sahibi olduğunuzu bu günden düşünmeniz gerekir. Toplumu yönetmek büyük bir sorumluluktur. Her kim olduğunun hiç önemi yok. Çünkü bariz bir gerçek var, o da ‘bencillik’.

Gençliği uykudan uyandırmak gerek. Bilinçli gençliğe ihtiyacımız var. Cesur gençlerin sayısı artmalı. Makedonya Türklerinin artık cesur ve dürüst gençlere ihtiyacı vardır. Bizler uyuyan ya da uyutulan değil, araştıran, sorgulayan, fikir ve çözüm üreten, bilimle, ahlakla donanmış bir neslin hakim olduğu mücadelesi içerisinde olmamız gerekiyor. Gençlik büyük bir gaflet içinde binlerce genç sefil bir durumda. Kullanılan gençlik, kullanılma tarihin sona erdiğinde yine sokaklardasın. Milli ve yiğit yürekli gençlerle de iftihar etmek gerek. Onların varlığı bize güç katıyor.