Bir millet için bayram günlerinin anlam ve önemi çok büyüktür. Bayramlar kaynaşmayı, birlik ve beraberliği, kardeşliği, sosyal sorumluluğu, barış ve barışmayı anımsatan/temsil eden günlerdir. Her toplumun değişik bayramları bulunmaktadır. Bayramlar başlı başına dinî ve millî olmak üzere ikiye ayrılırlar. Dinî bayramlar adından da anlaşılacağı üzere, söz konusu din ile ilgilidir. Dinin tarihinde veya özünde olan bazı özel günler bayram diye kutlanmaktadır. Diğer bayramlar da millî bayramlardır. Milletlerin tarihi boyunca yaşadıkları önemli günler, zaferler, fetihler, destanlar bayram olarak kutlanmaktadır. Duyguların dorukta olduğu bu bayram günlerinde, kutlanılan bayramın anlamını, önemini, bize ve toplumumuza neler kattığının bilincinde olmak her bilinçli insanın borcudur.

Makedonya Cumhuriyeti’nde yaşayan Türk toplumu da gerek dinî gerek millî bayramlara geçmişten beri önem vermektedir. Asırlardır dinî bayramların kutlanması bu topraklardaki Türkler için gelenek ve görenek hâlini almış, normal yaşamın bir parçası ve vazgeçilmez bir olgusu olmuştur. Millî bayramlar konusuna gelince, bir dönem ülke çapında kutlanılan “23 Nisan Çocuk Bayramı” veya “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” son dönemde unutulmaya yüz tutmuştur. Bu önemli bayram günleri görkemli ve yakışır bir şekilde yapılacağı yerde sadece okullarda normal ve küçük programlarla anılır oldu. Birileri millî değerlerimizi ya unutturmak ya da hiçe sayma derdinde olsa gerek. Ülkedeki iktidara milliyetçi Makedon partisi geldikten sonra ise, Makedon tarihini yeniden yazma ve yüceltme çalışmalarına başladı (ki bu söz konusu partinin seçim programında da yer aldı). Bu çalışmaların bir bölümü olarak 2006 yılının sonlarında iktidar VMRO-DPMNE, ülkede yeni resmî bayramları belirleme çalışmasına başladı. Asıl yapılan ise Makedon tarihinde var olan bazı önemli günleri resmî olarak bayram ilan etme düşüncesiydi. Batıya hoş görünmek âdetinden ve gelecek tepkileri sindirmek için bütün etnik toplulukların da kendi millî bayramlarını (günlerini) resmî bayram olarak tanıdı. TDP parlamentoda temsil hakkı kazandığından, Makedonya Türklerinin ülke çapında resmî olarak kutlanacak olan bayramını belirleme çalışmasına başladı. Şanlı Türk tarihinde onca kutlanacak zafer, destan, fetih ve önemli gün varken, uydurma bir sebep ile “21 Aralık 1944 yılında Makedonya’da Türkçe eğitime başlama” tarihi Makedonya Türklerinin resmî bayramı ve günü olarak, değiştirge Makedonya Parlamentosu’na, Türk Demokratik Partisi (TDP) tarafından sunuldu. Herhangi bir tarih kitabının rastgele bir sayfasını açarsak Türk’ün zaferleri kaleme alınmıştır ama biz bu değerlere, bu emanete sahip çıkmak yerine, Makedon milliyetçi partisi gibi tarihimizi sorgulamaya veya yeniden yazmaya (uydurmaya) koyulduk.

Hani Makedonya Türkleri millî ve manevi değerlerine sahip çıkardı, Türk Dünyası’nın bir parçası olarak hareket ederdi, hani? Mesela dünya üzerinde bütün Türklerin (yaşadıkları ülke ayırt etmeden ya da Müslüman, Hristiyan veya Ateist ayrımı yapmadan) ortak olarak kutladığı tek bayram olan Nevruz (Türk kavimleri tarafından MÖ 8. yüzyıldan günümüze kadar her yıl 21 Mart'ta kutlanır), niye resmî bayram olarak önerilmedi. Nevruz, Türklerin Ergenekon adlı yerden demirden dağı eritip çıkmalarını, baharın gelişini, doğanın uyanışını temsil eder. Diğer taraftan da “21 Aralık” gününü Kıbrıs Türkleri 1963 yılında yaşadıkları soykırımla anarken, bizler neyin bayramını kutlama derdindeyiz, nerede bizim ortak millî değerlerimiz, unutulmaya yüz tutmuş millî şuurumuz?!

Sonuç olarak 8 Şubat 2007 tarihinde, Makedonya Cumhuriyeti Resmî Günler Yasa Tasarısı değişiklikleri parlamentoda oylanarak kabul edildi. Buna göre, o tarihten itibaren “21 Aralık Eğitim Günü” Makedonya Türklerinin resmî bayramı ve günü oldu.

O yıldan bugüne kadar 21 Aralık tarihinde Makedonya Türkleri olarak, bizlere hediye edilen uydurma bayramı kutlamaktayız. Bir klişe hâline gelen merkezi kutlama törenini ve onun bir gün öncesi düzenlenen uluslararası sempozyumu organize etme görevi MATÜSİTEB’e verilmiş veya onlar bu göreve üstlenmiş durumdalar. Kutlama töreni başta Türkiye devleti (TİKA) olmak üzere, Makedonya Hükümeti ve Türkiye’deki belediyelerin finanse etmesiyle gerçekleştiriliyor. İlk yılki kutlama hariç, kalan bütün merkezî kutlama törenleri başkent Üsküp’teki çok amaçlı spor salonu Boris Traykovski’de düzenlenmektedir. Her kutlamada salonda büyük boşluklar olduğu görülmektedir, 10 bin üzerinde bir kapasiteye sahip olan bu mekânı Makedonya Türklerinin böyle bir vesileyle dolduramadığını, bu özelliğe sahip olmadığını anlamak için daha ne kadar zaman geçecek? Törene katılan en büyük bölümün ilk ve ortaokullardaki öğrencilerin olması da vurgulanması gereken bir diğer konu. Organize bir şekilde Makedonya’nın hemen hemen her yerinden otobüslerle gelenlerin bir bölümü de programı izlemek yerine Üsküp’ü gezmeyi tercih etmeleri de kafa yoracak bir diğer mesele.

Gelelim bu yıl düzenlenen “21 Aralık Türkçe Eğitim Günü” törenlerine. Son ana kadar düzenlenip düzenlenmeyeceği belli olmayan kutlamalar; organizasyon sorumluluğunu üstlenen MATüSİTEB’in zaten kapasite ve modern vizyon sahibi olmaması; kurumdaki çıkar, koltuk ve menfaate dayalı düzenin var olması; finansal desteğin hep Türkiye’den beklenmesi ve buna değişik kaynaklar bulamaması da eklenince, son anda devreye giren bazı hatırı sayılır kişiler sayesinde millî bayram kutlamaları düzenlenmiş oldu.

Merkezî törenden bir gün önce (20 aralık günü) Üsküp’te “Makedonya’da Osmanlı Eserleri” adlı uluslararası sempozyum ve “Makedonya’da Osmanlı İzleri” sergisi düzenlendi. Bu konuda bir uluslararası sempozyumun eğitim gününde düzenlenmesinin ne anlamı ve önemi vardı? Ülkedeki Türkçe eğitimin içler acısı durumu masaya yatırılması gerekirken Osmanlı eserlerini (veya geçmiş yıllardaki gibi Osmanlı kültürünü) eğitim gününde konuşmanın tartışmanın hiçbir dayanağı ve mantığı yoktur. Ülke çapında Türkçe eğitimin ne durumda olduğu, eğitimde kadro sıkıntısı, okulların harabe olması, kitap sorunu gibi can alıcı meseleler konuşulup gündem yaratılacağına bizler bambaşka alanlara yöneliyoruz, yönlendiriliyoruz. İlkokul ve lisenin zorunlu olmasına rağmen, bu imkânlardan mahrum kaç kentimiz kaç çocuğumuz var. Osmanlı kültürü ve onun bıraktığı eserler tabii ki bizim göz ağrımız, bir parçamız, geçmişte de bugün de var olduğumuzun mührü ama eğitim gününde Osmanlı eserlerini konuşmak olmaz, en azından “taş yerinde ağırdır” der atalarımız. Her şeyin bir sırası ve bir usulü vardır, olmalıdır! Hadi konuştuk diyelim, 100’e yakını koruma altında olan Osmanlı eseri var Makedonya’da. Bulundukları durum ise vahim, içler acısı, harabe, yok oldu olacak derecesinde. Düşünün, devletin koruması altında olmalarına rağmen durum bu. Koruma altında olmayanlar ise çoktan tarihe karıştılar; yerlerine kilise, ticaret merkezleri, disko, restoran, bar, galeri yapıldı. Biz Osmanlı eserlerini konuşa duralım, atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş durumda. Bu konular parlamentoda, karar mekanizmalarında konuşulup dile getirilmedikten sonra gerisi boş. Türkiye devleti bu ülkeye onca yatırım ve yardım yapa dursun, Makedonya Kültür Bakanlığı temsilcisi sadece kapısına bir naylon branda konulan Osmanlı eserini onardık diye hava atması bir yana dursun, gözümüzün içine bakıp da kaybolan, yıkılan, yok olan Osmanlı mirasımız böyle mi korunacak? Osmanlı’nın yüzyıllarca her millete gösterdiği hoşgörünün karşılığı bu mu olacak? Ne acı, ne garip, ne yürek burkan bir durum değil mi sizce?

Gelelim merkezî kutlama törenine. Salonda yine boşluklar göze çarpıyor, saat 14’te başlaması gereken program 30-40 dakika gecikmeyle başlıyor. Folklor gösterileri neredeyse bomboş salonda gerçekleşiyor, protokol konukları gecikmiş durumda. Ve konuşmalar başlıyor: Makedonya Başbakanı Nikola Gruevski konuşuyor, klasik ve diplomatik bir ağızla günün anlam ve önemine dair konuşma yapıyor, konuşmasını da 3-5 Türkçe sözle bitiriyor ve bir anda sempati duyulmayan, eleştirilen, Makedon milliyetçiliği yapan adam imajı ,Türkçe konuştu diye akıllardan siliniyor, salonda alkışlar kopuyor, sevgi gösterileri yapılıyor; biz bu seviyelere de mi düşecektik! Her şeyde bir sınır var saygıda da, sevgide de. Türkiye devletini temsil eden Devlet Bakanı Faruk Çelik sözü alıyor (daha konuşmaya başlamadan Makedonya Başbakanı işi var diye müsaade istiyor ve gidiyor), cana yakın bir hitapla konuşuyor misafir Bakan, millî medeniyetimiz ve Türkçenin öneminden söz ediyor, iki ülke arasındaki ilişkilerden de… “Herkese eşit mesafedeyiz diyor”! Bu öyle mi? Takdir herkesin. Makedonya Hükümeti’ndeki tek Türk Bakan Hadi Nezir ise her yerde ve her fırsatta yaptığı ve artık monoton olan aynı konuşmasını kim bilir kaçıncı kez tekrarlıyor. Konuşurken millî bayram töreni değil de seçim meydanı havasını yaratmaya çalışıyor, siyasi rant peşinde anlaşılan. Organizasyon sorumlusu ve ev sahibi olarak MATÜSİTEB Genel Başkanı Süleyman Baki ise konuşmasında ülke çapındaki Türkçe eğitim sorunlarının çokluğuna değiniyor, bu konuda yaptıkları çalışmaları dile getiriyor, en can alıcı cümle olarak da müjde verircesine: ‘’Yıl sonuna kadar Türkçe kitaplar basılacak’’ diyor. Bu, şaka olsa gerek, nasıl bir zihniyet ki bu utançla övünebiliyor hayret. Koca okul yılı olmayan kitaplar yıl sonunda hazır hâle gelecekmiş. Bunun takdiri de sizin! Aslında Makedonya Türk halkı, anavatanın buradaki temsilcisi olan Üsküp Büyükelçisini de o önemli günde duymak isterdi ama protokol kuralları işte nedense olmadı, ona da başka sefere diyelim.

Son bölüme yaklaşıldığında ise plaket töreni düzenleniyor, ülke genelinde Türkçe eğitme hizmet vermiş öğretim üyelerine plaket veriliyor (plaketlerin hangi kritere göre verildiği ise muamma). Bu önemli günde misafir olarak teşrif edenlere de plaket veriliyor, plaket alanlardan biri de Makedonya Eğitim ve Bilim Bakanı Nikola Todorov, hani plaket almadan bir ay öncesinde Türkçe kitapların çıkmamasıyla dalga geçen, onurumuzu, gururumuzu kıran kişi işte o. Herhâlde bu yaptığı ve devlet terbiyesinden yoksun olan davranışından plaket verilmiş olsa gerek. Son olarak da Türkiye’den gelen ünlü şarkıcı Burcu Güneş sahne alıyor (şarkıcı Makedonya için bir değer mi, ya da eğitim günü için mi, tartışılır(?)). Bu sefer organizasyon sorumluları ender doğrularından birini yapmış oldular, gençlerin sesine kulak verip bu kitlenin ilgisini çekecek bir isim bulmuşlar. Sahne performansı, seyirci-şarkıcı iletişimi doruklarda, arkada 6 kişilik orkestra harikalar yaratıyor, hem pop hem sanat müziği şarkıları çalınıyor. Yarattığı hava çok olumlu.

Kısacası 2010 yılı Makedonya Türkleri Millî Bayramı “21 Aralık Türkçe Eğitim Günü” böyle kutlandı. Satır aralarını okuyup, anlamak ve düşündürmeye gayret ettim. Gelen bayramların daha iyi kutlanması ve kutlamalara anlam katılması dileklerimle. Burcu Güneş’e hakkını teslim etmek gerek, en iyi yaptığı işi, en iyi şekilde icra etti. Birileri için de günü kurtarmış oldu, ama şimdilik...