Basın ve medya özgürlüğü Avrupa Birliği ilerleme raporlarında devamlı yer almaktadır. Karanlık bir dönemden geçmekteyiz kesin. Karayı beyaz, beyazı kara yapmak gazetecilikte 100 Avro değerine düştü. Gazeteciler baskı altında. Gerçek haber yapmak zor iş oldu. Türklere gelince MRT Türkçe yayınları tekel ve rekabetsiz hayatına devam ediyor. Sorumlu ‘‘amcaoğlu’’ olduğu için yanlış yapmak lüksü olamaz. Libya’da, Suriye’de, yönetim ,medya - akraba bağlılığı giderek kan döktürmeye devam ettiriyor.  Bizler suskunluğumuza devam ediyoruz.


Devlet kontrolu altında ve destekli “Birlik” gazetesi reformlar gerekçesiyle yaklaşık 10 yıl önce söndü. Özelleştirme başarılmadı maalesef. MRT Türkçe yayınları giderek gereken hizmeti veremez hâle getirildi. 15 yıl önce MRT Türkçe yayınlarında 25 çalışan ve 10 sözleşmeli personel varken, bugün 10 çalışan personel ile ’’amcaoğlu (Hasipi)’’ propagandası yapmakla meşgul oluyor. Türklerin yaşadıkları sıkıntıları gündeme getirmek tarihte kaldı, Makedon ulusal kanalları izleyici peşinde olduğu için son yıllarda Türklerle ilgili haber ve haberler yapmaktadırlar. MRT kamu şirketi olduğu için, kamu gelirler müdürlüğü aile başına ayda 130 Denar ödetiyor. Türklerin çoğunun uydu antenleri olduğu için izleme şansları bile yok ama zorunlu olduğu için ödemek zorunlulukları var. Bayram öncesi hükümet yanlısı ulusal Kanal 5 haberlerinde Karbintsi Belediyesi’ne bağlı Ocalı köyünden haber yapmıştı. İzleyici şaşkın, görüntü gerçek, yaşam şartları kötü, Hepatit B (sarılık) hastalığından bahsedilir. Gel inanma olaya. Kurban Bayramı’nın üçüncü gününde ailece köy ziyaretinde bulundum. Köylüler haberi seyredememişler, sinyal tutmadığı için hiçbir Makedonya televizyon kanalını izleyemiyorlar. Gel çık bu işin içinden. Ocalı’ya ulaşım kötü; yol asfaltsız, altyapı yok. İşsizlik, fakirlik var; devlet dışlamış. Soydaşımızın konumunu Türkçe yayınlarından değil de Makedon ulusal kanalından öğrenmek rahat bırakır mı insan vicdanını?


Amcaoğlu Hasipi köyde doğmuş, büyümüş birisi olarak, köylerde ağır şartlarda yaşayan soydaşımızın sıkıntılarını gündeme taşıyacağını beklemek pek doğal. Yıllar önce genelde rahmetli Abdurahman Yaşar’ın çektiği belgesel yayınlarını tekrarlamak haksızlıktır soydaşımıza. Yeni belgesel yayınlarının yapılması için çözüm yolları aranmalı. Devlet denetim kurumu raporunda MRT çalışmalarında yolsuzlukların olduğunu tespit ediyor. Yönetim kurulu ve MRT konsey üyelerine yüksek ücretler dağıtıldığını öğreniyoruz. Hükümetin ücret sınırlama kararnamesine uyulmamış. Yönetim kurulunda Türk üye yok, gazetecilikle hiç ilgisi olmayan birisi aday oldu, vaatler boşa çıktı, seçilmedi. 23 kişilik MRT Konseyinde üye teyzeoğlu (mektepsiz bakanımızın) Attila Klinçe maşallah iyi faydalanmış. Türkler arası bir sürü gazeteci işsiz, çaresiz varken MRT Konseyinde Attila Klinçe’nin ne işi var Allah aşkına. Millî kurum Türk tiyatrosu müdürü olarak 10 yıl Türk tiyatrosu inşaatı için 20 kez televizyon ekranlarına çıkıp bıktırdı soydaşımızı. Türkçe yayınlar ne beklentide olabilir acaba? MRT genel müdürü istifa ediyor; amcaoğlu, teyzeoğlu ikilisinden çıt yok. Türkçe yayınların hâline bak. Zam haberi geldi. Her aile bütçesinden (ve bütçemizden) 130 Denar yerine 190 Denar olarak MRT finanse edilecek. Vatandaş finanse edecek amcaoğlu ayrımcılık, bölücülük yapmaya hiç durmadan devam edecek. Teyzeoğlunu MRT Konsey üyeliğine sırf ücret (honorar) almak için getirenler hiç utanmadan seyretmeye devam etsinler.


Radoviş Şahin Mahallesi’nde yaşayan soydaşımız bayramın birinci gününde elektriksiz. Elektrik dağıtım şirketi EVN bazı elektrik faturalarını ödetemeyince, devamlı ödeyenleri de toplu cezalandırıyor. Bu zulüm tarihte kaldı diye inanmıştık. Bayram gününde devletler arası savaşlar bile durdurulmuş. Soydaşımız donmuş, hazırlığını yapamamış, bayram sevinci kalmamış. Mum ışığında misafirperverliğinden taviz vermediklerini yaşadım o mübarek gecede. Seçim gününde baskı, tehditler, bayram gününde soydaşımızın cereyansız durumunu MRT Türkçe yayınlarında izleme şansı yoksa. Ne anlamı kalıyor bu kamu hizmetin.


Yazımı yazdığım şu anda ulusal kanal Tv Telma’da Doyran’a bağlı Göpçeli’de su sıkıntısı haberi geçiyor. Köy çeşmesi meydanında kadınlar temizlik yapıyor. Su bidonları insanların elinde, gel, gör, dayan bakalım. Karbintsi, Radoviş ve Doyran belediyeleri iktidarda olan Vmro-Dpmne partisinden. Suçu merkezi yönetim yahut yerel yönetim diye düşünmek mümkün değil çünkü aynı parti, aynı koalisyon ortaklarımız.
5. dönem milletvekilimiz bu gibi sıkıntılarımız için bir cümle harcamış değil. Meclis tutanakları en iyi delil, şahit. Yöre soydaşımızı ziyaret etme zamanı yok çünkü ‘’Makedon dil ve kimlik’’ mücadelesini uluslararası platformda yürütüyor. Arnavut kardeşlerimiz önümüzdeki dönemde soydaşımızın oyunu aldıktan sonra inşallah ilgilenmeye başlayacak.
Doğu Makedonya’da yaşayan soydaşımız aslında her şeyin farkında. Eğitim seferberliği başlatılmış, çırpınıyor, hayatta kalmayı başarıyor. Haksızlıkları, adaletsizliği, ilgisizliği çok iyi bilenlerdir onlar. Onların sırtından birilerinin kariyer yaptıklarını da biliyorlar. MRT Türkçe yayınları gereken hizmeti veremiyorsa Makedon, Arnavut ve Rom ulusal kanalları Türklerle ilgili haber yapıp seyirci çekmeye devam edecekler.


Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen misafirlere, “amcaoğlu” propagandası yapmanın tek millî görev hâline dönüştüğünü herkes görüyor. Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanlar, milletvekilleri eksik olmasınlar devamlı Makedonya’yı ziyaret ediyorlar. Protokola karışma hakkım olmadığını biliyorum ama siyasi parti görüşmelerinde daha dikkatli davranılmasında hepimiz için daha faydalı olacağını düşünüyorum. Kayıtlı ve seçimlere katılan 3 Türk partisi olduğunu ve toplam oy kulanmış Türk seçmenin %50 oyunu alamayan bir siyasi yelpazenin durumu ortada. Türk oylarında büyük bölünmeler olduğunu görmek ve bunu dikkate almak hepimizin borcudur. Ekim ayı T.C. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Makedonya ziyareti çerçevesinde TDP’yi ziyaret etti. Konuşması’nı MRT Türkçe yayınları “amcaoğlu” suistimal ederek bazı bölümlerine sansür uyguladı. 18 Ekim Anadolu Ajansı’ndan bir bölümü aynen aktarıyorum:


“İnsanlar değişim istiyor. Bu değişimi kendi şartları içinde kavgasız, dövüşsüz, entrikasız, hilesiz gerçekleştirmek lazım. O yüzden AK Parti tüzüğüne koydu. Bir insan 3 dönem üst üste milletvekilliği yaparsa bir anlamda siyasi hayatı bitecek. 4’üncü dönem milletvekilliği, belediye başkanlığı yasak şu anda. Neden değişim ve dönüşüm lazım? Arkasında mutlaka birilerinin partiyi de hükümeti de değiştirmesi, dönüştürmesi lazım. Bunu TDP de yapacak kusura bakmayın. 3 dönem koyacaksınız, 4 dönem koyacaksınız. Öyle Demirel gibi 6 defa gittim, 7 defa geldim yok. Anamızdan milletvekili doğmadık, bak arkası geliyor aslanlar gibi. Değişim olacak, lider kadrosunda da yönetim kadrosunda da belediye başkanlarımızda da. İnsanlar o zaman ‘Sıra bana gelecek, ben çok çalışır, çok başarılı olursam ben de milletvekili, belediye başkanı, genel müdür olabilirim’ diyecek. Siyaset böyle bir kurum.”


MRT Türkçe yayınları “amcaoğlu” kirli propagandası ile Türkiye’ye saygısızlık, başbakan yardımcısı Bülent Arınç’a da en büyük haksızlık yapmıştır. Buyurun araştırmayapılsın. TDP Genel Başkanlığı’na Kenan Hasipi’nin siyasi mücadelesiz getirildiğini,2003 yılı TDP Kurultayı’nda yeni tüzüğün onaylanmasında değişiklikler arası TDP Genel başkanı 2 dönem süreyle sınırlandığını bir hatırlayalım. Niye 2008 yılı TDP Kurultayı’nda bu madde tekrar değiştirildi? Tüzükdışı, spekülasyonlarlaseçildiğini kuşlar bile biliyor. TDP genel başkan adaylığımı 2008 yılı Kurultayı’nda niye koydum? Unutuldu mu? MYK kadın üyeleri üzerinden oyunlarıunuttuk mu? Yolsuzluklarla, TDP imkânlarını aile harcamalarında kullanmayıbilmiyor muyuz? Bölücülük ve bölgecilik devam etmiyor mu? Vrapçişte ve Gostivar oy potansiyeli yaklaşık 3000 ama buna karşın neredeyse tüm görevlerin o bölgeye ait olduğunu görmüyor muyuz? TDP yöneticilerinin bu çete yapısına ses çıkarma cesaretini beklemek hayal çünkü şahsi beklentilerini tehlikeye koymayı göze alamıyorlar. İktidar Kenan Hasipi yolsuzluklarının üzerine ortaklıktan dolayı gitmeyebilir ama Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen misafirlerin geçmişimizi, bugünümüzü ve geleceğimizi düşünerek hareket etmelerinde hayırlı neticeler bekleyebiliriz.


“Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır” hadis-i şerifini hocalarımız devamlı tekrarlıyorlar. Kurum içinde tartışma, gizlilik nedir iyi biliyorum. Millî mücadelemizi yolsuzluklar için kullananlara susmak, insanlığa yakışmaz. Azınlıkta olan bir toplumun basın ve medyası kirli oyunlar için kullanılmamalı, bilhassa devlet destekli kurumlarımız hiç kullanılmamalı.