İyisiyle kötüsüyle bir yılı daha tamamladık. Son bir yıl içinde, Türk kurumları tarafından yapılan faaliyetlerden acaba faaliyetleri yapan kurumlar memnun mu? Yapılan faaliyetlerin değerlendirmesini kimler yapmalı? Faaliyette olan Türk sivil toplum kuruluşları acaba 2010 değerlendirmesini yaptılar mı? Bunu yapacak kabiliyetleri var mıdır bilinmez. Bugüne kadar Türk siyasi partilerimiz ne zaman ve neyi değerlendirmiştir; merak konusu. Makedonya'daki mevcut Türk medyası, Türk kurumlarının 2010 yılında yaptıkları faaliyetleri değerlendirme kapasitesine sahip midir? Avrupa Birliği'nin ilerleme raporlarında 3 yıldır "Makedonya'da Türklere ayrımcılık yapılıyor" denmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti merkezli vakıf ve dernekler ile Avrupa'nın değişik ülkelerindeki vakıf ve dernekler Makedonya Türklerine nasıl yansımakta? ‘Bizlere neler kazandırıyor, neler kaybettiriyor’ analizlerinin bir an önce yapılması gerek. Makedonya Türklerinin genel anlamda ilerleme başarı ölçüsü nedir? Bunun cevabını bulmamız gerek.

Ülkemizdeki Türk kurum ve kuruluşlarında maalesef sorumluluk ve şeffaflık ilkeleri uygulanmıyor. Ne zaman uygulanmaya başlayacak da belli değil. Yolsuzluklarla boğulan kurum ve kuruluşların denetimini kim, ne zaman gerçekleştirebilir?

Sorular, sorunlar, sıkıntılar çok fazla, bunlara çözüm üreten ise her zaman siyasi iktidarlardır. Hükümetin ortağı olan Türk partisi tabandan, halkımızdan kopmuş, siyasi teşkilatlanmamız iflas etmiştir. Türk kurum ve kuruluşları, çete hâlinde yönetilmektedirler.

Aşırıya gittiğimi düşünen varsa buyursun deliller üzerine görüşür, tartışırız. Türkler arasında büyük bir kargaşa yaşandığını gizliyorsak, sorunların biriktiğinde, çözümlerin zorlaştığını fark etmeliyiz. 2010 yılında Türklerin ilgisini çeken olaylara bir bakalım:

Makedonya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Gorge İvanov’un, Üsküp'te gerçekleşen "Balkanlar'da İslam Medeniyeti" kongresinde "Osmanlı'da millet sistemi" tebliği ilgi görmüştü. Makedonya'nın en fazla izlenen televizyonlarından biri olan Alsat-M televizyonuna Cumhurbaşkanı, vermiş olduğu röportajda Kürtlerin konumunu anlatırken, gerçek dostluğa gölge düşebilir bilincine sahip olmalıdır.

Makedonya Cumhuriyeti Meclis Başkanı T. Velyanovski, Türkiye ziyareti sırasında TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ile görüştüğünde, Makedonya'da Türk yatırımcılar ile Osmanlı döneminden kalan mimari eserlerin korunması hakkında bahsedince, dikkatleri üstüne çekmişti. Makedonya Meclisi’nde yüksek devlet görevlerinde bir Türk'ün bile bulunmaması, Makedonya Anayasası’na ters düşmektedir. 2007 yılından bu yana VMRO-DPMNE koalisyon hükümeti tarafından küçük etnik topluluklara ek kontenjanlı seçim yasası vaatlerinin getirilememesi, 2010 yılında muhalefette bulunan Sosyal Demokratlar Birliği (SDSM) seçim yasası önerisi iki ay versiyondan meclise sunulup oylamada yeterli sayıya ulaşılamadı. Ve 2010 yılında da seçim yasasında küçük millî topluluklara ek kontenjan sözü tutulmadı.

2011 yılının 1-15 Nisan tarihlerinde düzenlenecek olan sayımlar için yeni sayım yasası, iktidardaki Makedon ve Arnavut siyasi partilerin istediği şekilde meclisten onaylandı. Sayım yasası görüşmelerinde iktidardaki Türk Demokratik Partisi ile MATÜSİTEB'in yasa önergeleri kabul edilmedi. 2002 yılında düzenlenen sayımlarda, devlet sayım komisyonunda 11 kişiden biri Türk'tü. 2011 yılında yapılacak sayımlarda devlet sayım komisyonunda 25 üye bulunmakta. 25 üyelik devlet sayım komisyonunda ikisi(?) Türk'tür. Sayım yasasına göre ehil olmayan bu iki Türk’ün, Türklere hiçbir faydası yoktur. Sayım sürecinde seferber olmak değil, kendi koltuğunu destekleyenlere çıkar sağlamakla sayım komisyonuna üye teklif etmek eski bir oyundur. Bu oyunu tekrar gördük.

Hükümetin büyük ortağı olan VMRO-DPMNE partisi, öngördüğü programın gerçekleştirilmesi için amansız mücadele verdi. Siyasi pazarlıkların uygulanmasında titizlik gösterdiğini herkes görüyor. Sorunun bizi temsil edenlerde-edemeyenlerde olduğu bir gerçektir. Millî kurum olarak adlandırılan Türk tiyatrosunun yeni bina inşaatında yıllardır tiyatro müdürümüz çeşitli vaatlerde bulunmaktadır. Fakat vaat edilenlerin hiçbirini görmedik, kutlayamadık. Her yıl aynı vaatlerin tekrarlanması Türk toplumuna yapılan bir saygısızlıktır. Yıllardır aynı konu üzerine hep tekrarlamak, Türk kamuoyunu yormamak gerekir. Birbirimize siyaset yapmayı ve birbirimize övünmeyi artık bir kenara bırakalım.

Devlet organlarında hakça temsilin uygulanmasında VMRO-DPMNE rahat, çünkü bunu hükümetin ortağı olan Arnavut partisi (BDİ) yürütmekte. Ohri Çerçeve Anlaşması Sekreteryası’nı Başbakan Yardımcısı Abdülhakim Ademi yönetmekte. Hükümette bizleri temsil eden (?) devlet bakanımızın daha 2009 yılında MTV Türkçe yayınlarında yayınlanan Cumartesi Sohbetleri programında: ‘Şubat 2010 yılında hiçbir üniversiteli Türk gencimiz işsiz kalmayacak’ vaatlerini 2011 yılında kim nasıl değerlendirsin? Gerçek durumdan haberdar olmayanlar, belki inanabilir, kapasitesini bilmeyen belki aldanabilir ama hesap verme yolunu bulmak çok zor. Çünkü bakanımız halkı temsil etmiyor. Devletin resmî verileri maalesef biz Türkleri üzüyor. Makedonya'nın her bir köşesinde işsiz üniversiteli soydaşımız sabırsızlıkla şansını denemeyi bekliyor. Bakanımız övünürken Avrupa Birliği ilerleme raporlarında devamlı Türklere hakça temsil ilkesi uygulanmıyor diye belirtilmekte.

Siyasi partilerimize gelince; TDP 20. yıl kuruluşunu iktidarda koalisyon ortağı olarak, ayakta bir bardak suyla bile kutlayamadı. Aynı zamanda iktidarın en büyük ortağı olan VMRO-DPMNE iki ay her gün çeşitli konferans, programlar düzenleyip 20. yıl dönemini kutladı. TDP'nin 2010 yılında en büyük faaliyeti Ramazan ayında "hacı baba" sponsorluğunda düzenlediği iftar sofrasıdır. TMBH ve THP muhalefette olan Sosyal Demokratlar Birliği (SDSM) ile iş birliği protokolü imzaladılar. Muhalefet cephesinde yer alan bu iki Türk parti, muhalefet cephesinin düzenlediği mitinglere katıldılar. Ufuk Derneği ile Karabey Mahalle dernekleri 2009 ve 2010 yılında düzenledikleri panellerine TMBH ve THP Genel Başkanları katılırken, TDP Genel Başkanı katılmayı uygun görmedi. Aynı anlayışları Genç Makedonyalılar’ın nüfus sayımlarıyla ilgili düzenledikleri yuvarlak masa toplantısında da devam etti. Maalesef soydaşımız karşılaştığı zorluklarla kendi başına bırakılmış durumda.

Derneklerimizin çoğu MATÜSİTEB üyesi ve çalışmaların genelde MATÜSİTEB'in imkânlarına bağlı olduğunu görüyoruz. Aktif, pasif dernekleri ayırdığımızda küskünler sayısının çok olacağından eminim. Kutlu Doğum Haftası, Hicri Yılbaşı, Ramazan ayında iftar sofraları, Kurban bayramında kurban eti dağıtımı, yardımlaşma faaliyetleri ağırlık basıyor. Bu faaliyetlerin gerçekleşmesi, MATÜSİTEB Başkanı Süleyman Baki'nin ilahiyatçı olması ile anlayışımız ve kapasitemiz bununla mı sınırlıdır? Hıdrellez’e denk gelen "Çalıklı Bahar Şenlikleri" varlığını devam ettiriyor. Kültür Bakanlığı'nın yıllık programına giren "Bahar Şenlikleri" festivalinin başkanı olan Şenol Tahir tüm sıkıntılara rağmen festivali ayakta tutmayı başarıyor. Radoviş’in Topolnitsa köyünde Yörük Türkleri şenlikleri birkaç yıldır devamlılığını korumakta. Türk belediyesi olan Merkez Jupa’ya bağlı olan Novak köyünde 5. Gurbetçiler Buluşma Şenlikleri 2010 yılında Ramazan ayına denk geldiği için programa ilahiler ve iftar yemeği eklendi. 500 kişilik toplu iftar yemeğine kadınların da katılması sevindirici bir olay. Şenlikleri düzenleyen Jupa Türkleri Derneği MATÜSİTEB üyesi olmasına rağmen, MATÜSİTEB'i temsilen hiç kimse katılmadı. Misafirler arasında Merkez Jupa, Mavrova ve Rostuşa belediye başkanları, TMBH Genel Başkanı Erdoğan Saraç ve "Makedonya valisi Erhan Şenol" dikkatleri çekti. Şenliklere Üsküp'ün Yeni Yol Derneği dışında maddi imkânsızlıklardan dolayı başka bir folklor ekibi katılamadı. Diğer etnik grupların folklor ekiplerine kıyasen Türk folklor ekiplerimizde büyük gerileme yaşanmaktadır. Bunun düzeltilmesi için derhal önlemler alınmalı.

Türkçe Eğitim Günü’nün kutlamalarını genelde MATÜSİTEB üstlenmiştir. Millî bayramımızın masraflarını Türkiye'ye havale etmek ne kadar doğrudur bilemem. 2009 yılında Ahmet Özhan konserinde salonun boşalmasında büyük bir saygısızlık yapıldı. 2010 yıllında Burcu Güneş'in performansı yaşlı, genci, toplumun her kesiminden soydaşımız salona kitlendi. Toplumun yapısına göre kutlama programı hazırlamak en doğrusudur. Türkçe Eğitim Günü’nü devamlı kutlamak istiyorsak finansmanının önceden belli olması, yolsuzlukların ve çıkar çatışmasının azalmasını sağlayacaktır. Türkçe Eğitim Günü en iyi nasıl kutlanabilir konusunu profesyonel ajanslara danışmak gerek. Örf ve âdetlerimizde Muharrem ayında aşure dağıtımı devam etmektedir. Aşure pişirilip akraba, komşu ve yakınlarımıza tabakla dağıtılmaktadır. Bazı şehir ve köylerde bu gelenek devam edilmemiştir. Yüzyıllarca tekke, dergâhlar (Ohri, Struga, Kırçova, İştip) aşure pişirip gönül verenlere ikramlarda bulunmuşlardır. Ama Pirlepe yakınlarında bulunan Kanatlar köyündeki Dikmen Baba Bektaşi Dergâhı aşure merasimini kendi imkânları dâhilinde nasıl hazırlıyorlar? Bunu yaşamak ve görmek lazım. Üsküp Türk Çarşısı’nda aşure dağıtımı yapılabilir. Belediye başkanları, bakanlar katılabilir. Ama asıl geleneklerimizi canlı yaşatanlar için sahip çıkma daha doğru olabilir.

Osmanlı döneminden kalma mimari eserlerimiz 2010 yılında da siyasi oyunlara alet olmaktan kurtulamadı. Devlet tarafından koruma altına alınan eserlerimizin %40'ı genelde ibadete açık cami ve tekkelerimizdir. İktidarda olan Makedon ve Arnavut partileri Makedonya Cumhuriyeti İslam Birliği'ni köşeye sıkıştırmış durumdadır. Mimari eserlerimizin yapısı, aslı acımasızca değiştirilmektedir. Son yıllarda ekonomik krizlere rağmen hükümet, Kültür Bakanlığı üzerinden korkunç bütçeler harcamakta. Osmanlı döneminden kalma mimari eserler, Kültür Bakanlığı'nın bütçesinden gereken payını alsaydı elbette memnun olabilirdik. Tamirsiz, bakımsız hallerini gördükçe nasıl olur da ses çıkarmayalım! Üsküp'teki Mustafa Paşa Camii restorasyon harcamaları Makedonya Cumhuriyeti'nin bütçesinden karşılansaydı, o miktar parayla en az 15 folklor ekibimize daimî mekân, elbise ve 30 yıllık giderler karşılanabilirdi. Bir Türk olarak böyle düşünmek zorunda kalıyorum. Debre’de Osmanlı döneminden kalma mezarlıkların hâline bir bakalım. Hangi vicdan buna dayanabilir ki?! Mezarlıkların ortasından geçen bir yol yapılmış, mezar taşları ve başlıkları kuplar hâlinde atık. Kemikler sağa, sola dağılmış, bu durumu kime şikâyet edebiliriz acaba? Debre'de elde sayılır kadar Makedon asıllı vatandaş yaşamakta. Mezarlıkların başında cami de inşa edilmiş. 2008 yılında mezarlıklar yasası getirildi. Eksikler mutlaka yasa altına alınmalıdır. 2006 yılının sonlarında Ankara'da resmî bir ziyarette "babamız" tavsiyelerde bulundu. Bir tavsiyesi ise ‘’Osmanlı mimari eserlerinden taviz izin edilemez’’ idi. Evet 4 yıl içinde ne tavizler verilmiştir, en iyi delil ise yerinde eserlerimizi ziyaret etmek. Yardımcı olmak için bu yıl Seyyah Evliya Çelebi'nin 400. doğum yıl dönümünde Evliya Çelebi turu düzenlemek. Kendisi daha 340 yıl önce Makedonya'yı atıyla kayıt altına aldı. TDP'ye Türkiye'den hediye edilen minibüs ile, 2010 yılında siyasi çalışmalarında 1 km yol yapmadığı için ve paslanmasın diye Türk yöneticileriyle Osmanlı mimari eserlerimizi ziyaret edelim. Nüfus sayımlarına iki ay kala Türklerin yaşadıkları şehir ve köyleri ziyaret ederken mimari eserleri de görebiliriz. Görmeden, bilmeden, öğrenmeden sıkıntılarımızı gündeme taşımak çok zor. Geçmişteki suskunluğumuzu böylece bozmuş olacağız. Gerçeklerle karşı karşıya kaldığımızda babamızı, büyük babamızı ve ağabeyimizi yanlış bilgilendirmeye izin vermeyeceğiz. Sempozyumlarda Doyran Hamamı’nın restorasyonunun yapıldığını bildirenler, yerinde tespit edildiğinde öyle olmadığını, Pirlepe Camii ibadete değil, müzeye dönük inşaat izni, Ohri’de İmaret Camii tamirinin hiçbir zaman bitmeyeceği, Üsküp'teki taş köprünün son kuşatılmış hâli, Manastır'ın hâli vb. açıklığa kavuşacaktır.

Türkçe eğitiminde yıllardır suçluları tespit edemiyoruz. Hükümet, Eğitim Bakanlığı, iktidarda olan TDP, MATUSİTEB, dernekler… Bu kurumlar arasında suçluyu aramak yanlış. Anayasa, yasaların uygulanmasında sorumluluk belli edilmiştir. Hukuk devletinde böyle kargaşa mümkün değildir. Türkçe eğitimde Türkçe unutuluyor.

Mirto Zengo vefat etti. 50 yıl önce Merkez Jupa'dan ilkokulunu tamamlamak için Ohri’ye gelir. Üsküp’te öğretmen okulunu tamamladıktan sonra Merkez Jupa’da öğretmen olarak çalıştı. 1990 yılında kurulan TDP (TDB)’de davayı yürüttü. 2008 yılı TDP kurultayında Merkez Meclis üyeliğine seçildi. Hastalığında devamlı arayıp gayret ettim. Son defa telefona çıkmadı. Rahmete kavuşmuş. Haberi öğrendiğimde hemen başsağlığı dilemek için önce Merkez Jupa Belediye Başkanı’na, sonradan beraber üzülmüş aileye uğradık. 2010 yılında hastalık, ölüm, başsağlığı TDP yöneticilerine nasip olmamış. 2011 yılı daha hayırlı olur ümidiyle.