2002 yılında düzenlenen sayımlara göre Vevçani Belediyesi’nin toplam nüfusu 2.433’tür. Nüfusun 2.419’unu Makedonlar ile geri kalan nüfusunu diğerleri oluşturur. Bu belediyede sadece 3 Arnavut yaşamaktadır. Vevçani Belediyesi eski dönemlerde bile sesini duyurmayı başarmış bir belediyedir. Sırp krallığı döneminde sağlık sektörü ileri derecede gelişmiştir. Bugün bile Ustruga Belediyesi’ne bağlı Podgortsi, Labunişta, Borovets, Yablanitsa köylerinde yaşayan nüfus (8.935) Vevçani sağlık ocağında sağlık hizmeti görmektedir. Vevçani Belediyesi sadece bir köyden ibarettir. Burada eğitim Osmanlı döneminde, 1835 yılında başlamıştır. Yunanca, Bulgarca, Sırpçadan sonra 1945 yılı itibarıyla Makedon dilinde eğitim gerçekleştirilmeye başlanmış. Toplam nüfusun %10’unu üniversite mezunları oluşturmaktadır. Sadece Güneybatı Makedonya’ya değil, genel anlamda Makedonya Cumhuriyeti’nde özel bir geçmiş ile özel bir statüye bağlı bir belediyedir Vevçani.

1989 yılında Yugoslavya döneminde Vevçani’de yaşayan halk devlet yönetimine başkaldırdığında, polis güç kullanmak zorunda kaldı. Bu belediye veya köy su kaynaklarına sahiptir. Oktisi veya spekülasyonlara göre Elen Kamen tatil köyüne su vermemekte ısrarlıydılar. Vevçani halkı: ‘‘Torbeşlere aziz suyumuzu vermeyeceğiz, suyumuzun taharet için kullanılmasına izin vermeyiz’’ diye ısrarla su vermeme gayretindeydiler. Veyahut spekülasyonlara dayanarak Elen Kamen tatil köyündeki villa sahiplerine suyumuzu vermeyiz diye sloganlar atılıyordu. Sularını vermemek için erkek, kadın, çocuk 7’den 77’ye hep birlikte devlete isyan ettiler. Polisin aşırı güç kullanmasından sonra, durumlar yatıştırıldı. Fakat yaşanan olaylar krize neden oldu. Üsküp otoritesi duruma müdahale edemezken, Belgrad otoritesi, başta Vasil Topurkovski durumları normalleştirmeyi başarabildiler.

2011 yılında Makedonya Cumhuriyeti Başbakanı Nikola Gruevski, yüz spor sahası proje çerçevesinde, Vevçani’de spor sahası resmî açılışını yaptı. Maalesef 84 belediyeden 2 Türk belediyemiz Merkez Jupa ve Plasnitsa için spor sahaları öngörülmemiştir.

Vevçani Karnavalı’nın organizasyonuna hiçbir yönetim, rejim, Osmanlı dahil engel olmamıştır. Her sene geleneksel olarak 13-14 Ocak tarihlerinde karnavalın gerçekleşmesinin sebebi, Hristiyan dinî bayramı olan Vasilitsa’nın o tarihlere denk gelmesidir. Bu karnavalı, gelenek ve özel maskelerden dolayı diğer dünya karnavallarından ayırabiliriz. Elbise ve eylemlerle toplumdaki kişiler ve olaylarla dalga geçilmektedir. En sonunda alay eşliğinde tüm kullanılan maskeler ise yakılmaktadır. 2008 yılından itibaren karnaval 11-14 Ocak tarihleri arasında düzenlenmektedir. Yurt içi ve yurt dışından ünlü grup ve sanatçılar ile konserler düzenlenmektedir. Belediye nüfusunun üstünde konukların katılması da ilginç bir olay. Makedonya Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı son yıllarda karnavala desteğini eksik etmiyor. Tüm Türk kurum ve kuruluşların hayal edemedikleri kadar maddi destek ile Kültür Bakanlığı bu karnavala destek veriyor.

Lise öğrencisi olduğum zamanlarda, 1973 yılında okul arkadaşım Zoran Ruseski’nin misafiri olarak karnavala katıldım. O yıldan günümüze kadar karnavala ya katıldım ya da basın ve medya aracılığıyla karnavalı iyi takip ettiğimi hatırlıyorum. Devamlı ilgi çeken bir karnavalda siyasiler, dinî otoriteler, dünya lider ve kişilerin maskeleri yer almıştır.

Devlet bayraklarının da yakıldığını gördük. Büyük güçler de bu karnavalda sıkıştırılmıştır. Papazlar, imamlar da nasiplerini bu karnavalda alıyorlar. Bin Ladin maskesi bile karnavalda kullanılıyor.

13 Ocak 2012 tarihinde karnaval açılışına oğlum Fatih ile katıldık. Makedonya Cumhuriyeti Kültür Bakanı Elizabeta Kançevska konuşmasında karnavalın toplumumuzdaki anlam ve önemini övgüyle anlattı. Gelecekte de maddi desteklerini esirgemeyeceklerini bildirdi. Protokola önem verilmeyen karnavalda, ABD Üsküp Büyükelçisi Volers, diplomatlar, siyasiler gelenek olarak yer aldılar. Karnavalın canlı yayınlanması artık ilke edinilmiştir. Türkçe basın ve medyamız bu olaylardan maalesef ki habersiz. ABD Üsküp Büyükelçisi, Obama maskesinden hoşlanmayabilir ama maskeli Obama’nın önünden geçmesine dayanabildi. Angela Merkel maskesi de karnavalda ilgi çeken maskelerdendi. Yunanistan’la ilgili maskeler de hoş, değişikti. Tabut üstünde bir devletle ölü gibi dalga geçmek, bayrak yakmak, yutulabilecek iş değildir. Sünnet merasimini oynayan ve imam kılığına girenleri eğlendirebilir ama bizleri eğlendirmediği kesindir. Yunanistan, karnavalda yer alan bazı maske ve sahnelerden rahatsız olduğunu ve hemen ertesi gün Makedonya’yı Brüksel’e şikâyet ettiğini haberlerden öğrendik.

16 Ocak tarihli haftalık bir gazetemizde karnaval hakkında haber yapılıyor. Fakat haberde halkımızın gerçeği öğrenme şansı olmuyor. Çünkü haberin başlığı “Vevçani Karnavalı bu sene de ilgi odağı oldu” şeklinde idi. Bizlere yapılan hakaretlerden bahsedilmiyordu gazetede.

İki hafta sonra, daha doğrusu 30 Ocak 2012 tarihinde aynı haftalık gazetemizin baş sayfasında “Üzücü provokasyon” manşeti atılmış. Diğer bir gazetemizde, 30 Ocak 2012 tarihli sayısının baş sayfasında: “İslam’a hakaret Ustruga’da protesto edildi” manşetiyle, 27 Ocak 2012 tarihinde cuma namazı sonrası Ustruga müftülüğünün gerçekleştirdiği protestolara yer verilmişti.

MRT Üsküp Türkçe program ve yayınlarına gelince cevap zaten hazır: “Araç ve gereçlerimiz yok”. Sansürlü olsa bile haber alma ve yayınlama özgürlüğü bizde doğmadan ölüyor. Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliği 31 Ocak 2012 tarihli basın bildirisiyle Türklerin ne kadar vahim bir durumda olduğunu maalesef ki ispatlıyor.

Olaylar ile ilgili hareket etmedeki zamanlama sorunu devam ediyor. Her şey olup bittikten sonra, basın bildirilerinin bir anlamı kalmıyor. Makedonya’da yaşayan Türkler gereken bilgiye sahip olamayınca, Türkiye’deki kurum ve kuruluşlar kimden haber alacağını bilemezken, Türk basın ve medya, Türk derneklerinin ve Türk siyasi partilerinin varlığından ne faydamız olabilir ki? Bu sorunun cevabını acilen bulmak gerekir. Vevçani Karnavalı’nda imam eşliğinde sünnet merasimi sahnesi ve maskeleri kesinlikle hoş değildi. Bu tür olaylar Müslümanları (?) rahatsız eder.

27 Ocak 2012 tarihinde Ustruga müftülüğünün düzenlediği protestoda Ustruga belediye başkanının konuşma yapması siyasi spekülasyonlara yok açtı. Arnavutların kurmuş olduğu  ‘‘İlirikum Libertas’’ sivil toplum kuruluşunun temsilcisi V. Kurtişi, protestoların Arnavutların çıkarlarıyla bağdaşmadığını açıkladı. Arnavut ve Avrupa karşıtı protesto düzenleyenlerin Arap parolalarını söyleyen sakallı (Vahabi) kişiler olduğunu, İçişleri Bakanlığı’nın bu durumu araştırmasını isteyip, bu kişilerin Yakın Doğu ile Türkiye’den destek aldıklarını iddia etti.

Protestoların ardından Oktisi, Borovets, Labunişta, Küçük Reçitsa kiliselerinin kundaklanmasının aydınlatılmasında fayda var. Hangi din ve etiğe bağlı olduğunu veya olduklarını vatandaşlarımızın öğrenme hakkı var. Aydınlatılmadığı takdirde bu durumun faillerin Müslüman oldukları anlamı ortaya çıkar.

Türklerin protestolara katılmaları elbette sorumluluk getirir. Makedonya Cumhuriyeti İslam Birliği tüzüğüne göre resmî diller Arnavutça, Türkçe ve Makedoncadır. Arnavut dili protestoda konuşuldu. Türkçe ise her zaman olduğu gibi unutuldu veya Türkçeye ihtiyaç görünmüyor. Amaç meydanı doldurup, Türk bayrağını kullanmak ise, bu işi çözmemiz gerek. Vatandaşın vergisinden tek dine, tek millete, kültüre, spora aşırı yatırım yapılıyorsa o milletin fertlerinde bir üstünlük duygusu yaratılabilir düşüncesindeyim. Ben güçlüyüm, istediğimi yapıyorsam çok etnikli, dinli, kültürlü devletten bahsetmek inandırıcılığını kaybediyor ve tartışılır hâle geliyor.

Üsküp Kalesi’ndeki kilise-cami olayları, Vevçani Karnavalı, Ustruga protestoları, iktidarda olan koalisyon ortakları Arnavut partisi BDİ ve VMRO-DPMNE belediyeleri… Gizli hesaplar mı var? Bunu Türkler olarak bilmeliyiz yahut öğrenmeliyiz.

İç savaş, Ohri Çerçeve Anlaşması’ndan sonra dalga geçilecek kırmızı çizgilerimizin sınırını, bilinçsizliğimizi önümüzdeki dönemde bu biçim devlet anlayışıyla nasıl öğrenebiliriz acaba?

Ustruga protestolarının gerçekleştiği yer Rahibe Teresa anıt meydanı. Şehir meydanında birkaç yıl önce dikilen bu anıt için Müslümanlar niye ses çıkarmadı? Üsküp Türk Çarşısı’nda dikilen Cerc Kastriot’un heykeli ve meydanına niye o zaman Müslümanlar ses çıkarmadı? Müslümanları ne zaman harekete geçireceğimizin bir kuralı olmalı.

Vevçani Karnavalı İslam düşmanlığı 1; Oktisi, Borovets, Labunişta, Küçük Reçitsa kilise kundaklanmaları Hristiyan düşmanlığı 1. İçişleri Bakanlığı’nın kilise kundaklanma faillerini yakaladığı zamana kadar skor değişmez.

Makedonya’da gelenek olarak kimse suç işlediğini, yanlış yaptığını, kimseyi incittiğini kabul etmek ve özür dilemek kültürüne sahip değildir. Makedonya Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Vevçani Karnavalı’nı mutlaka desteklemeye devam edecektir. Karnavalda tekrar hoş olmayan maskeler olabilir ama etnik ve dinî kırmızı çizgilerimizi birbirimizden öğrenmeliyiz ve saygı göstermekte hatalı davranmamalıyız. Karnavaldan sonra 15 günde iki kez Vevçani’ye gittim. Kahvehane, evlere girdim. Karnavalı tartıştık. “Her ortamda aşırı kesimler olabilir” görüşü insanlarda hâkim. Hoşgörünün, toleransın, karşılıklı saygının yasalarla, dayatmalarla, siyasi konuşmalarla gerçekleşmediğini gördük. Tek yol konuştuklarımızı, istediklerimizi uygulamak. 2.433 nüfuslu Vevçani Belediyesi (köyü) bu desteği ve ilgiyi elde etmişse bizler için ders olmalıdır. Türklerin çoğunluğunu oluşturdukları Plasnitsa ve Merkez Jupa belediyelerinde spor sahaları yok. Festival ve benzeri kültür etkinliği olarak 5 yıldır yalnız Novak köyünde gurbetçi şenlikleri düzenlenmektedir. Devlet desteği değil, Türk kurum ve kuruluşları temsilcilerinin katılımı bile sağlanamıyor. Türkler uyutulmuş, uyutuluyor, uyanma bizlere bağlıdır.

Karnavallar gelip geçer ama Plasnitsa belediye binasının yılbaşı öncesinde, Makedonya Cumhuriyeti Dışişleri Eski Bakanı ve son dönem milletvekilli olan Miloşoski’nin babasına satılması Türklerle ilgili her şeyimizin karnaval olduğunu maalesef ki gösteriyor.

“Manastır’ın ortasında var bir çeşme, canım çeşme” türkümüz bizi şenlendireceğine bundan sonra bu türkü ağlamamıza sebep olabilir. Makedon Ortodoks Kilisesi Manastır papazı Petar’a göre ‘‘İshakiye, Yeni Cami ve saat kule üçgeninde kilise inşaası girişimindeymişler. Müslümanlardan artık dürüstlük göstermelerini istedi. Çünkü zamanında kilise temelleri üzerinde bu iki cami inşa edilmiş! Aman Allah’ım! Gel de çıldırma. Manastır müftülüğü o arazinin vakıf malı olduğundan devletten geriye iade edilmesini beklerken, bizlere neler hazırlanıyor.