Osmanlı Devleti çekilişinin 100’üncü yılında Makedonya’da kilise, cami, heykel, anıt, haç, bayrak tartışmaları bitmek bilmiyor. Bu arada çatışma, saldırı, yıkma, yakma olaylarını da bol bol yaşadık. Etnik tartışma ve çatışmalar ne kadar örtülü olsa bile devamlı dinî boyutlu olmuştur. 2005 yılında Makedonya AB aday ülke statüsü kazandı ama bu hoş olmayan olayların azalması beklenirken tam tam tersi arttı. Vaat edilen ekonomik kalkınma olmayınca bunun yerini ırkçılık, milliyetçilik, ayrımcılık, particilik ve dini suistimaller doldurdu. Bütçe harcamaları verimsiz yatırımlara yöneldi. Üsküp şehir meydanı, inşaat merkezine döndü. Vatandaşların vergilerinden oluşan bütçe acımasızca heykel, müze, devlet organları binaları ve anıt gibi yapılara aktarıldı. Gerekçe “inşaat sektörüne fırsat yaratmak oldu”. Kamu ihalelerindeki miktarlar (kalemler) sıkça değişerek şeffaflık yitirildi. Gerçek işsizlik (resmî istatistik verileri değil), fakirlik azalacağına arttı. Anayasamızda geçen çok dinli, etnikli, kültürlü bir devlet olmamıza rağmen soydaşımız en kötü dönemi yaşamaktadır. Anayasa ve yasalar gerektiği yerde uygulanmayınca, elbette ki güçsüzlere ve karşı tarafta (görüşte) olanlara uygulanacaktır. Ekonomi ve siyasi kriz dönemleri mutlaka bu usulsüzlükler için en iyi zemin. İslam tarihinin en çok ilgi çeken dönemi şüphesiz Hz. Ömer’in hilafeti (633-644) zamanıdır. Hz. Ömer’in adaletini anlamak ve uygulamak mümkün değilse bile ekonomi ve sosyal konulara nasıl geniş yer ayırdığını, insan unsuruna verdiği değerin önemini öğrenmemizde mutlaka fayda var.

Kilise-cami çekişmeleri son yüzyılın en kritik döneminden geçmektedir. Çok etnikli ortak koalisyon hükümetleri bu çekişmeler sonucunda karşılıklı pazarlıklar neticesinde tekrar devam ediyor. Devlet bireysel ve parti çıkarlarına teslim olmuştur. Üsküp kale içi kilise inşaatından çıkan etnik (dinî) çatışma sonrası pazarlıkta kilise-cami müze inşaatına döndü. Aziz Konstantin ve Elena kilise inşaatı gündeme gelince yıkılan Burmalı Camii inşaatı girişimcileri protestolar düzenleyerek Burmalı Camii’nin yeniden inşaatı spekülasyonları ortaya çıktı. Rahibe Teresa heykeli ve anıt merkezi kavgasız, sessiz inşa edildi ve hizmete verildi. Her nasılsa Üsküp şehir meydanı kilise inşaatı hızlı ilerlerken, Rahibe Teresa heykeli ve anıt merkezi hizmet veriyorsa, Hindistanlı işadamı Subrata Roy desteğiyle bir Rahibe Teresa anıtının daha temel atma töreni gerçekleştiyse, Burmalı Camii inşaatı hayal mi olabilir? Burmalı Camii arsası Yunan işadamına otel inşaatı için satıldı yahut peşkeş çekildi. Otel çalışmaları başlatıldı, protestocular yeniden çıkıverdiler. Bir-iki gün sürdü ve sükut (sessizlik)... Kim sorsun, kim cevap versin muamması ortada. Vardar Nehri’nin sağ tarafı cami inşaatına yasak mı? Burmalı Camii pazarlandı mı? Pazarlıkta kimler var acaba? Hani iç savaş sonrası değiştirilen anayasamızda dinî birlikler, dinî hürriyetler, kültür mirasımız garanti altına alındı? Alındıysa engeller, suistimaller niye devam ediyor? Üsküp 2014 çılgın projesinin faturasının ödenmesine soydaşımız da ister istemez katılmak zorunda kalacaktır. Yüzyıllık hastalık, kin, nefret, hırslar Üsküp şehir meydanına döküldü. Osmanlı medeniyetine karşı ne varsa kullanıldı. Taş köprüsü heykellerle kuşatıldı, hemen yanında bir değil iki köprü inşa edildi. Tarih taş ve mermerle yeniden değiştiriliyor yahut değiştirilmek isteniyor. Biz seyrediyoruz, dilsiz kaldığımız için ses çıkartamıyoruz. “Padişahım senden büyük Allah var” hatırlatmalarını bile beceremiyoruz. Kur’an-ı Kerim’de Kafirun suresinin son altıncı ayeti “Sizin dinininiz size, benim dinim de banadır” yahut “O hâlde sizin dininiz size, benim dinim de bana!” geçmektedir. Meallere göre sözler değişik ama inkârcılıktan bahsedilir. Bizim olayımızda “sizin kiliseniz size, benim camim de bana!” olmalıdır. Anayasanın, yasaların verdiği hak ve hukuku kimse çiğnememeli, kilise ve Rahibe Teresa anıt merkezi için şehir planları nasıl değiştirildiyse Burmalı Camii için de bu durum geçerli olmalıydı. Kilise ve Rahibe Teresa anıt merkezine evet, Burmalı Camii’ne hayır oyunlarına karşı çıkamıyorsak, bu yanlışları düzeltecek kişi ve kurumların yolunu zorluyoruz anlamına gelir. Osmanlı döneminden kalma yıkılan Burmalı Camii ve arsası sorun değil, cami inşaatının sorun olduğunu görmeyenler yanlış ediyorlar. Kiliseye evet, camiye hayır son dönemde moda oldu. Moda trend olduğu için, değiştirmek gittikçe zorlanıyor. Beyler caminin süs, sanat, siyaset, inat, övünmek dışında en çok ibadet için olduğunu unuttular herhalde. Üsküp’ün başkent olduğunu yakında öğreneceğiz ve hissedeceğiz. Çarşı, kahve, restoranlar, iş yerleri, eğlence yerleri, bürokrasi, şehir meydanı etrafında. Her şey var ama cami yok yahut yapılmasına izin verilmiyor. İhtiyaç olduğunu kimse gündeme taşımayı düşünmüyor. Şehir meydanı etrafında bazı çalışanlar konut daire kiralayıp ibadetlerini yerine getirmektedirler. Merkez Belediyesi’nde dindaşlarımız büyük sayıda olmayabilir ama çalışanlar, alışverişte bulunanların sayısı her geçen gün artıyor. Soydaş ve dindaşlarımız bu eksikliği iyice hissediyor. Üsküp devlet hastanesi avlusunda kilise inşa edildi. Kim karşı çıkacak ve niye karşı çıksın ki? Kilise inşa edildi ama cami eksikliğini yerine getirmek için girişimler oldu. Devlet hastanesinin kullandığı bir barakayı boşaltmak, mescide çevirmek geçici bir dönem için iyi ama gerekeni cami. Kilise yeni inşa edilmişse, cami de inşa edilmeli. Ayrımcılık yapmak kimseye iyilik getirmez. Üsküp Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Merkez Belediyesi 23 meclis üyesi Makedon partilerinden, diğer etnik toplulukların siyasi temsilcilerinin olmayışı ayrımcılığa sebebiyet vermemeli. İktidarda olan parti Merkez Belediyesi’ni de yönettiği için kimse merkezi ve yerel yönetim sorumluluğundan kaçamaz. Üsküp şehir merkezinde şimdilik camiye izin yok. Arife tarif lazım değil.

 

Eski Türk Çarşısı şu anda Üsküp şehir meydanı ve merkezini değiştirecek durumda değil. Türk Çarşısı’ndaki İskender Bey’in (Cerc Kastriot) heykeli, inşa edilmekte olan İskender Bey Meydanı, kafeşantanlar, bekârhaneler, birahaneler, eşcinsel barları, Eşcinsel Derneği’nin ofisi bile Üsküp şehir meydanının alternatifi olamıyor. Sultan I. Abdülmecit (Saltanatı 1839-1861) döneminde başlayan eğlence yerleri başta İstanbul olmak üzere, 150 yıl gecikmeli Üsküp Türk Çarşısı’na da yetişti. Son yıllardaki hareket ve teşebbüsle Osmanlı’nın 100’üncü yıl çekilişini büyük değişikliklerle karşıladık (kutladık). Son dönemde eski Türk Çarşısı alkol tüketiminde rekorları kırıyor. Fuhuş, esrar, hırsızlık bunu takip ediyor. Türkiye’de tahsil gören bazı genç imamlarımız para ve yolsuzluklar peşinde. Türkçe dilinde hitap edecek genç imam için protesto mahiyetli imzalar toplandı. Ter temiz cemaat Türkiye’de eğitim görmüş imama hasretti. Genç imam vaazları ile yaptıklarında hemen uçurum çıktı. İmam ücreti (maaşı) yetmedi, dernek başkanlığı yetmedi, talebe yurdu yetmedi, üniversite hocalığı yetmedi. Siyaset eksik olduğu için destur, aday olduk. Vaazlardaki milliyetçilik, particilik, haksızlıklar, hırsızlıklar, adaletsizlikler, bölücülükler, kardeşlik gibi mevzular boş laf çıktı. Materyalistlik, yolsuzluklar yuttu genç imamımızı. Allah cemaatimizi sevindirsin. Üsküp talebe günlerimde ne mübarek imamlarımız vardı, hizmetleri Allah rızasını kazanmak içindi, öyle zaman geldi genç imamlarımızdan utanalım.

 

Üsküp’te vaziyet böyle ise Pirlepe, Manastır, İştip, Radoviş, Doyran, Ohri için ne diyelim acaba? Pirlepe’de papaz ve milliyetçiler önderliğinde Osmanlı döneminden kalma saat kuleye haç takıldı. 20 yıldır bu yanlışı kimse düzeltemiyor çünkü siyasi bedeli ağır olur. 2001 yılı Çarşı Camii, milliyetçiler tarafından yakıldı. 12 yıl tamir edilemiyor, işin doğrusu ibadet için cami inşaatına izin yok. Cami değil de müzeye yeşil ışık yakıldı. 4 Şubat 2013 yılı Pirlepe yakınlığında bulunan Treskavets manastırında çıkan yangında büyük hasarlar oldu. XIII yüzyılda inşa edilen Treskavets manastırındaki yangın Pirlepe yerel yönetimini ve Makedonya Cumhuriyeti hükümetini alarma geçirdi. Seferberlik ilan edildi. Kültür Bakanlığı’nın gereken onarım için projelerin hemen hazırlaması talimatına, Karayolları ajansı 8 km yolun yapılmasını, vatandaşlardan gelecek destek (yardım) için banka hesaplarının açılması gibi çalışmalara asla kimse karşı gelemez ve gelmemeli. Sıkıntı 12 yıl evvel yakılan Çarşı Camii inşaatı (onarımı) niye engelleniyor? Aynı şehirde iki olay için (cami-kilise) zıt yaklaşım. Allah aşkına ayrımcılık değilse bu nedir acaba? Pirlepe yerel yönetiminde siyasi güç yoksa iktidarda olan koalisyon hükümeti Makedon, Arnavut, Türk, Romen, Boşnak partilerinden temsilciler teşkil ediliyorsa, bunların hiç suçu yok mu? Osmanlı döneminden kalma mimari eserlerimizi şehirlere göre ilgi göstermek ve sahip çıkmak bizlere yakışır mı? Azınlıkta Makedon asıllı vatandaşların oluşturduğu şehirlerimizde Kalkandelen’de, Gostivar’da çözüm üretmek kolay, asıl Pirlepe’de, Manastır’da çözüm üretmek ve emanetlerimize sahip çıkmak zor. Devamlı tekrarladığımız ortak tarih ve ortak kültür söylemlerinin ütopya olduğunu görüyoruz. Karşı taraflar bu anlayışa samimi yaklaşmıyorlarsa bu söylemlerin bir anlamı kalmadığını görmeliyiz.

 

İştip Hüsam Paşa Camii 500 yıl sonra kilise mi yoksa cami mi tartışmalarına gebedir. Aziz İliya (İlinden, 2 ağustos) günlerinde Ortodoks vatandaşlar camide mumlar yakarak dualar ediyor. AB maddi desteği bile caminin onarımını gerçekleştiremedi. Siyasi baskı bir türlü aşılamaz. Hamidiye Medresesi’nin çalışmaları, var olan koşullara göre hizmet ediyor ama 100 m uzaklığında ibadete açık tek camiden (Kadın Ana Camii) ezan sesinin duyulmamasını nasıl izah edelim? 35 yıl önce İştip ziyaretimde namaz vakti caminin kapalı olmasını içime sindiremiyordum, bugün ezan sesinin yasaklanmasına ne diyeyim? Cami ibadete açık ama ezan sesinden rahatsızlık duyulması kime fayda getirir acaba? Ezan sesinin yüksekliğinin bazı bölgelerde tartışılır hâle geldiğini gizlememeliyiz ama faturasını İştip cemaati ve ziyaretçilerinin ödemesini doğru bulmamalıyız.

 

Radoviş (Erdoşta) merkezinde 45 yıl önce cami yıkıldı minare kaldı. 30 metre yakınlığında türbe yıkılmadı ama bakımsızlığa mahkûm. Çarşı Camii niye tekrar inşa edilmesin? Makedonya devletinde bugün bir taş parçası, yeniden tarihin yazılmasına sebep veriyor. Bir taştan müze yapmayı nasıl başarılıyor görüyoruz. Minare ve türbe bir caminin yeniden inşaatına yol açmıyor mu? Tarihi yanlışları düzeltmek hepimizin borcu değil midir? Ortak kültür miras anlayışı hepimiz için geçerli değil midir? Yoksa bu da ayrımcılığın bir örneği mi?

 

Kardaşlar, hukuk devleti, anayasa, yasalar, insan hakları tartışılır hâle gelmiştir. Kilise-cami savaşlarında (yarışmasında) kaybettiğimizi hâlâ görmüyoruz. Suç mutlaka tek taraflı değildir. Atina’da, Taksim’de, Çamlıca’da cami laflarının bize hiçbir fayda getirmediğini görüyoruz. Atina’mız, Taksim’imiz bizim ya Üsküp Büyükşehir Merkez Belediyemiz kimin? Türkiye dost ülke, siyasi, ekonomik güç olmasına rağmen var olan bir sürü problemlerimizi kendimiz çözmemiz gerekir.

 

Heykel savaşlarında yarışa bile giremedik, başlangıçta teslim olduk. Osmanlı’ya karşı başkaldıranlar tarihimizi şekillendiriyorlar. Gotse Delçev, Dame Gruev, Nikola Karev, Gemiciler terör örgütü heykelleri bizlere ceza ve intikam mı? Yoksa Türkiye’den gelen turistlere eğlence mi?

 

Karpoş ayaklanması meydanı tamamlanıyor, Büyük İskender’in babasının (Filip II) heykeli Türk Çarşısı’na bile çevrili. Arka çevirme ahlak ve terbiyemizde yabancı değil midir? Soydaşımızın boynu bükük, maalesef çaresiz.

 

Üsküp şehir meydanının çevresinde eski tiyatronun inşaatı için 14 milyon avro öngörülmüştü. Maliyeti yaklaşık 50 milyon avroya çıkması muhtemeldir. Mart ayında hizmete verilecek olan tiyatronun tek parti ve etnik topluma yapıldığını hep beraber göreceğiz. Türkleri siyasette ve kültürde temsil eden garibanlar hala Türk tiyatrosunun temel atma törenlerinden bahsetmeyi ihmal etmiyorlar. Türkler arasında çekişmeyi çabuk unuttuk galiba. Eski Tefeyyüz Okulu arsasında istenilen Türk tiyatrosu inşaatı bizi sözde gettolaşmaya götürecekti. Üsküp 2014 projesi eski tiyatro binası, yeni inşa edilecek Türk tiyatrosuyla medeni anlamda gettolaştırdı. Yeni Türk tiyatrosunun etrafında tren ve otobüs istasyonları olduğunu bildiğimizde fuhuş merkezlerinden birisi olma ihtimali de yüksek. Kararı verenler eş, kız ve gelinlerini alıp tiyatro oyunlarını izleyecektirler inşallah. Zaman geldi, hepimiz artist olduk Allah’ım.

 

Taş köprüsü bitişiğinde VMRO müzesi hizmete verildi. Bu müzeyi Makedon asıllı olmayan kaç kişi ziyaret etmiştir acaba? Maliyeti yüksek olan bu müze kimin hizmetinde? Soydaşlarımızın vergileri ile inşa edilmiş bu müze kime hizmet götürecek acaba? Müze girişinde İlinden ayaklanmasında kullanılan topu (toplar) neyi hatırlatıyor acaba? “Türkleri bu toplarla mağlup ettik”. Yoksa ben yanlış mı anlıyorum?

 

Kilise-cami savaşları, yarışmasında mağlup, heykel yarışmasında basketbol skoru 100:0 ile mağlup, yani 100’ün üstündeki heykellerden birisi istediğimize göre değil, tiyatro savaşında hezimet, müze savaşında teslimiyet, yeni inşa edilen devlet binalarında çalışacak soydaşlarımızın hakça temsil ilkesi utanç verici seviyede düşük (%1 altında), Burmalı Camii spekülasyonları neyi anlatıyor acaba? Merkez Belediyesi’nde camiye izin yoksa ibadetlerimizi sokak köşelerinde mi icra edeceğiz? Bir millet uyanıyor, bizimkiler aman uyanmayın, uyuyun, uyuyun, ulüla, ulüla...

Hz. Ömer’in devamlılığı, kalıcılığı bende çoktan yerleşmiştir, ya sizde?