Makedonya Cumhuriyeti’nde yasa gereği seçim kampanyası 20 gün sürmektedir. Buna göre 16 Mayıs ile 3 Haziran saat 24.00'e kadar devam etti. Türkler arasında TDP, THP, TMBH ve siyasi parti kurma girişiminde olan Necat Tufai önderliğinde TAP (Türk Aydınlık Partisi) seçimlere katıldı. Arnavut partilerinin seçim listelerinde istediğiniz kadar Türk asıllı vatandaşa rastlamak mümkün.

Arnavut partilerinden Türk adaylar milletvekili seçildikten sonra onların esas kimliklerini öğrenme şansımız olacak. Türk partilerini seçim öncesi koalisyonlarda görmeye devam ediyoruz. Seçim bölgelerinde yapılan yasa değişikliği ile daha önceden, en fazla Türk seçmeninin bulunduğu 6. seçim bölgesi (Gostivar, Kalkandelen...)  yerine bu dönemden itibaren en fazla Türk seçmeni 5. seçim bölgesinde (Ohri, Manastır, Resne...) oldu.

Mevcut seçim yasası Türklerin için elverişli olmayıp, küçük etnik topluluklar için ek kontenjan siyasi araç olarak kullanılmaya başlanmıştır.

TDP Genel Başkanı Kenan Hasipi kirli siyaseti ile Türkleri savaşsız bölmeyi başarmıştır. 2001 yılı iç savaş sonrası imzalanan Ohri Çerçeve Anlaşması neticesinde etnik siyasi parti liderleri için bir avantaj sağlandı. Büyük koalisyonlar kendi saflarında etnik topluluklar var diye parti liderlerine iyi fırsatlar tanıdılar. Kenan Hasipi bu avantajı en iyi değerlendiren kişilerden biridir.

Parlamento seçimleri koalisyonlarında Türk siyasi partilerinde sürprizler yaşanmadı. TDP (K.Hasipi) Koalisyon ortağı VMRO DPMNE’ye (Milliyetçi Makedonlar) sadık kaldı, THP ve TMBH daha önceden katıldıkları SDSM (Sosyal Demokratlar) muhalefet bloğunda seçime girdiler.

3 Mayıs 2011 tarihinde TDP merkez meclis toplantısında Kenan Hasipi ve etrafında oluşturulan çete, Hasipi'nin 5. kez milletvekili adayı olması için senaryo hazırlamıştı. TDP Merkez Meclisinin çoğunluğunu Gostivar ve bölgesi her zaman oluşturur. Gostivar ve bölgesinden olan merkez meclis üyelerini ikna ettikten sonra senaryonun başarılı geçeceğini kuşlar bile bilmekte.

Hasipi bu anlayışı ile koltuğunu mezara kadar koruyabileceği aşikârdır. TDP içinde yolsuzluklar, tüzüğün uygulanmaması, parti imkânını aile harcamalarında kullanmak, kongre döneminde delege spekülasyonları, Türkleri bölmek ve gerektiği şekilde temsil etmeme gibi sebeplerden dolayı 2008 yılında TDP kurultayında genel başkanlık adaylığımı koydum.

2008 yılında bir telefon görüşmesi sonrasında seçim öncesi koalisyonu belirleyen Hasipi, VMRO-DPMNE zaferinden sonra bu cesareti göstermek bana düştü. Ama hile ve sahte yollarla Hasipi genel başkan olduktan sonra partisinde kaybettiği çoğunluğu tekrardan kazanıp, her istediğini yapmaya başlamıştır. Kadroları kendi oluşturduğu için elbette onu savunacak insanları etrafında toplamayı bir görev bilen Hasipi, basın ve medyayı kontrol etmek için Eran Hasipi'yi MRTV Türkçe yayınlarına atamıştır. Medyada Hasipi'nin kirli oyunları yansıtılmayınca, hukuk devleti çalışmayınca da Hasipi’nin siyasi hayatını devam ettirmek kolay olmuştur.

Mevcut iktidar koalisyonunun küçük ortağı olan TDP Kenan Hasipi despotluğuna teslim olmuştur. Yolsuzluklara boğulan bir kişinin arkasında bulunmak bana da zor geldi. Son dönemde nostalji yaklaşımımdan dolayı ayrılamamıştım ama her şeyin sonu olmalı anlayışı ağır bastı. Ben de Kenan Hasipi önderliğinde bir çeteye elveda demek zorunda kaldım.

Seçim kampanyası güçlü partiler için iyi fırsat. Mitingler, basın, görsel medya, halkla buluşmalar seçmeni ikna etmeyi amaçlıyor. Türklerin bölünmüşlüğü, MRT Üsküp Türkçe yayınları amcaoğlu Eran Hasipi kontrolünde, haftalık gazete Yeni Balkan Türk seçmenini ne kadar etkileyebilir? Araştırılması gerekir mi bilemem. THP seçim kampanyasında amcaoğlu Eran Hasipi’nin kirli oyunlarını kabul etmeyip Türk seçmenine seçim kampanyası faaliyetlerini tanıtmadı. Seçim neticeleri ne olursa olsun Türkler bu zulümden kurtarılmalı, parti başkanının amcaoğlu MRT Üsküp Türkçe yayınlarını etkilememeli.

TDP Genel Başkanı ve milletvekilli K.Hasipi bu dönem Türklerin sorunlarını bir kez bile meclis gündemine taşımadı. Doğu Makedonya’da yaşayan soydaşlarımızın hâlini yerinde görmeyen, bilmeyen nasıl temsil edecek cevabını bir kez daha öğrendik. Tütün ekicilerimiz isyan edip protestolara katıldılar. Gelirlerinin tütün fiyatı olduğunu biliyorsak ekonomik durumları anlamak daha kolaydır.

Belediyeler ve hükümet aynı iktidar partisinin kontrolünde olduktan sonra Türk köylerine 1 metre asfalt yol yapılmamasını nasıl affedebiliriz. Türkçe eğitim veren okulların hâlini öğrenmek için yerlerinde tespit ettikten sonra susmaya kimin hakkı var? Allah aşkına, Türk okul ve oyun sahasına kavuştuk mu? Seçimlere 10 gün kala Çalıklı köyü okul oyun sahası temel atma töreni Türkleri hiç mi incitmez? Osmanlı döneminden kalma mimari eserlerimiz nasıl korunuyor (korunmuyor)? Türk halkını bilgilendirme şansını kim yakalayabilir? Kimde bu cesaret olabilir? Sosyal para yardım alanları tehdit etmek suç değil midir? Orman polisi gecenin geç saatlerinde karanlık köylerimizde halkımızı tehdit ediyorsa, biz rahat olabilir miyiz? Devlet memuru seçilenlerini kötüye kullanmakla bu insanlarımız kendi halkına ne kadar hizmet götürebilir, hiç düşündük mü? Şehir meydanları tarihimizi yeniden şekillendiriyor, mesuliyeti bizlerde kaldı mı?

Kenan Hasipi’nin övündüğü hakça temsil ilkesine dayanarak sözde 200 devlet memuruna iş imkânı sağlamanın tek işleri olduğunu görüyoruz. Anayasal hakkımız olan hakça temsil ilkesi gerektiği gibi uygulanmıyor. Resmî rakamlar bunu en iyi şekilde kanıtlıyor. Övünmek için değil, kınamak için gereken işleri halkımıza yutturmak, siyasi ahlaksızlığın örneği olmalı. Sözde devlet memurluğunda TDP söz sahibi ise nasıl olur da çoğu Üsküp ve Gostivar bölgelerinden seçilebilsinler. Devletin yaptığı hatayı TDP daha kötü bir biçimde suistimal ediyor. Akraba ilişkileriyle, yönetici ailelerin yakın akrabaları genelde iş sahibi olduğunu gördük. Halkımız iş ümidini yitirmemek için kendisini TDP’ye yakın hissettirmeye mecbur kalıyor.

Muhalefet cephesinde THP ve TMBH partileri Türklerin seçmen hakkını kullanmalarında iyi bir fırsat. Ben de bu cephede yerimi aldım. Seçim neticeleri ne olursa olsun Türk seçmenine saygılı olmalıyız. Seçim kampanyasında gezdiğim şehir ve köylerde halkımız memnuniyetsizliğini gizlemekten çekinmiyor. Muhalefet mitinglerine aktif bir biçimde katılmalarını yerinde gördüm. Adnan Kahil'in destekçilerini her bölgede görmek kolay. Erdoğan Saraç eski dostları, üye ve sempatizanlarını partisine aldığı, bilinen bir gerçek. Kenan Hasipi iktidar olanaklarını iyi kullanıyor ama halkımız arasında istenilmeyen siyasetçi ve şahıs olduğunu kuşlar bile artık hissetmiştir.

Doğu Makedonya 3. seçim bölgesinde BDI (Arnavutların Demokratik Bütünleşme Birliği) adayı Buyar Osmani seçilmesi için imamlarımızın da suistimal edildiğini yerinde gördüm. Para karşılığı oy kullandırmak için asfaltsız köylerimize de uğradıklarını gördüm. İsim ve deliller elimde. Türk seçmeni koalisyonda olan Türk partileri ve Arnavut partilerinin yemi hâline dönüşmüştür. Yeniden siyasi yapılanmaya ihtiyaç vardır.

Ohri, Struga, Resne, Manastır, Pirlepe, Demir Kapı, Dolneni, Plasnitsa, Kırçova, Gostivar, Mavrova ve Rostuşe, Debre, Merkez Jupa, Doyran, Valandova, Ustrumca, Vasilevo, Radoviş, Konçe, İştip, Karbintsi,

Lozovo, Köprülü belediyeleri ve onlara bağlı köyleri ziyaret ettim. Hasta, fakir aileleri evlerinde ziyaret ettim. Pazar ve çarşılarda esnafımızla dertleştim. Cami, dergâhlarımızda cemaat oldum, minareye (şerefeye) çıkıp ezan okudum. Müezzin oldum. Siyasilerin gitmediği köylerimize gittim, sıkıntı ve sorunları tekrar yerinde gördüm. TDP seçim sloganının ''işimiz hizmet, gücümüz milletimizdir'' sözünün büyük yalan olduğunu soydaşımız çok çok iyi biliyor. Kenan Hasipi kendi partisinde hırsızlık yaptıktan sonra nasıl hizmet edebilir hâlâ, anlamış değilim. Partiyi çete hâline getiren ve parti tüzüğünü hiçe sayan bir kişi gücünü milletten alabilir mi?

MATÜSİTEB seçim kampanyası sürecinde (28 Mayıs 2011) Ohri Çerçeve Anlaşması'na göre ''Makedonya Türklerinin Durumu'' konulu konferans düzenledi. Proje MATÜSİTEB ve M.C. Başbakanlık Ohri Çerçeve Anlaşması’nın uygulamasından sorumlu sekreterya iş birliğinde gerçekleşmiştir. 13 Ağustos 2011 yılında Ohri Çerçeve Anlaşması’nın 10. yıl dönümünü kutlayacağımız tarihte düzenlemesinin daha uygun olacağını bilmeliydik. Süleyman Baki başkanlığında MATÜSİTEB yolsuzluk, rant, çıkar çatışması dışında Türk seçmenini bölmekle de gündeme geldi. Seçimlere 1 hafta kala Süleyman Baki başkanlığındaki MATÜSİTEB'in kirli oyunları beni hiç şaşırtmadı. Bu şartlarda kimden sorumluluk isteyebiliriz? Bölücülük ve hırsızlıklara devam kardaşlar. Her şey Allah, din, cami, cemaat adına yapıldığında kimse şüphelenemez anlayışına devam kardaşlar. Görelim, bu anlayışa kim dur diyecek? Seçimler sonrası hangi hükümet iş başına geldiğinde Türklerle ilgili çalışmalar ve projeleri zaman kaybetmeden hızla gerçekleştirmesi için hep beraber gündeme taşımamız gerek.

- Ohri Çerçeve Anlaşması gereği hakça temsil ilkesi Türkler için de uygulanmasına hız vermek ve devlet memuru onurunu zedelememek.
- Türkçe eğitim şartları düzeltilmeli. Okul, okul spor sahaları, kitap, ulaşım, burs, devlet yurdu…
- Osmanlı döneminden kalma mimari eserlerimiz ortak kültür zenginliğimiz gibi değerlendirilmeli ve bakımı, onarımı gerektiği gibi yapılmalı.
- Kültür kurumu ve kurulmaya ihtiyaç duyulan Türk enstitülerini inşa etmek ve gereken donanımı, personeli sağlamak.
- Merkez Jupa ve Plasnitsa Türk belediyelerine gereken desteği sağlamalıyız.
- Türk yerleşim birimlerindeki ulaşım ve altyapı çalışmaları hızlandırılmalı.

Makedonya Türklerinin kırmızı çizgilerini beraber belli etmemiz kaçınılmaz oldu. Türk partileri dışında Makedon ve Arnavut partilerinde siyaset yapmayı özen gösteren soydaşımız çoğalmakta. Türklerin kaderini tek bir kişinin tekeline bırakmağın ne büyük zararlar getirdiğini gizlemek lüksümüz kalmamıştır. Ümitli olduğumdan dolayı mücadeleme devam etmek zorunda kalacağım. Halkımız bunu hak etmiştir. Daha iyi seçim kampanyalarımız için bugünden işbaşı yapmanın hayırlar getireceği kesindir.