2001 yılı iç savaş sonrası Ohri Çerçeve Anlaşması 10. yılında Türkler marjinalleşmeye hızlı adımlarla devam ediyor. Arnavutlar kesinlikle haklı olarak her alanda kendi pozisyonlarını iyileştirmeyi başardılar. Kimse şikâyet etme lüksünde değildir. Çünkü Makedonya Cumhuriyeti, anayasanın uygulanması için etnik toplulukları temsil eden siyasetçilerin becerisine bağlı bir duruma düştü. 2002 yılı seçimlerinde muhalefet konumunda olan SDSM (Sosyal Demokrat Birliği) ilk defa seçim öncesi anayasada geçen etnik toplulukların siyasi partileri ile koalisyon kurarak seçimleri kazanıp hükümet kurdu. Makedon, Arnavut partileri dışında Türk, Roman, Sırp, Boşnak ve Ulah partileri mecliste temsil edilmeye başlandı. 2006 yılı Meclis seçimlerinde Boşnak partisi (Rafet Muminoviç) dışında tekrar SDSM Koalisyonu ile Meclis’te yerlerini korudular ama muhalefete düştüler. Bu arada VMRO hükümeti iktidar gücü ve siyasi oyunlarını kullanarak toptan tüm etnik toplulukları siyasi partilerini kendi koalisyonuna dâhil ederek 2008 yılı seçimlerini kazandı. SDSM 2008 yılı seçimlerinde etnik toplulukların siyasi partilerin eksikliğini kapatamayınca 2011 yılı seçimlerinde koalisyonuna dâhil etmeyi başardı.

2011 yılında ilk defa SDSM ve VMRO koalisyonlarında tüm etnik toplulukların siyasi partileri Meclis’te temsil etmeyi başardılar. SDSM muhalefette kaldı. Erdoğan Saraç-Kenan Hasipi, Miletiç-Stoyilkoviç, Samka İbraimoski-Hamdi Bayram, Bişevats-Pepiç düellolarının Meclis’te yeni bir boyut kazanacağını görmeye başladık. Rafet Muminoviç’e bağlı Boşnak partisi, Arnavut partisi BDİ ile koalisyon kurarak mecliste temsil ediliyor. TDP büyüklerin tavsiyelerine rağmen Kenan Hasipi’nin kirli oyunları ve şahsi çıkarlar neticesinde Arnavut partisi olan BDİ ile koalisyon yapamadığını, bunu Rafet Muminoviç’in gerçekleştirdiğini görüyoruz. Torbeş partisi PEİ Fiat Tsanoski önderliğinde 2006 ve 2008 yılı seçimlerinde kendi listeleriyle 1 milletvekili ile hükümet ortağı olmayı başarıyordu. 2011 yılı seçimlerinde SDSM koalisyonundan 3 milletvekilli çıkarmayı başardı. Torbeşler anayasada geçmedikleri için sayımlardan sonra gelişmeleri göreceğiz. Bu meclis döneminde Boşnaklar 3, Sırplar 4, Romanlar 2, Ulahlar 1, Türkler 2 milletvekili ile anayasada geçen etnik toplulukları temsil edecekler. VMRO hükümeti etnik toplulukları siyasi partilerini kendi koalisyonuna dâhil ettiğinde milletvekili ek kontenjanı (10 milletvekili) vaatleri gerçekleşmedi. Türklere öngörülen 4 yer şimdilik hayal. Sırplara öngörülen 2 yer, temsil edilen 4 milletvekili ile memnun olmamalarına gerek yok. Romanlara öngörülen 2 yer, 2 milletvekili ile ses çıkarmalarına ihtiyaç kalmadı. Boşnaklara öngörülen 1 yer, temsil ettikleri 3 milletvekili ile ilgi göstermeleri anlamsız. Ulahlara öngörülen 1 yer, 1 milletvekili ile temsil edilmeleri nüfus sayılarına göre gündeme getirme şansları kalmamıştır.

İki Milletvekili İle Parlamentoda Temsil Ediliyoruz

2002 yılı seçimlerden bu yana etnik toplulukların parti liderleri değişmiş değil ve SDSM koalisyondan VMRO koalisyonuna geçiş yaptıklarında milletvekili yahut bakanla temsil ediliyorlar. Kenan Hasipi hangi şartlarda ve ne için TDP genel başkanlığına getirildi? Baba’nın çelik kasasında deliller mevcut. TDP’den Erdoğan Saraç kovuldu, karşı çıktığımızda ‘mesuliyet bende ve benim dediğim olacak’ şeklinde haykırıyordu Kenan Hasipi. Erdoğan Saraç parti kurdu, bölücülükle dünyaya yalanlar dağıtılıyordu. Amcaoğlu Eran Hasipi’nin TV programlarında ‘siyaset sokaklarda yapılmaz mecliste yapılır’ şeklinde devamlı tekrarlıyordu. İşte fırsat, mecliste ikinci Türk milletvekili olarak karşına çıktı. Meclis oturumunda aile terbiyesinden bahsettiğinde söz hakkı doğan E. Saraç boş kalmadı. Benim yetiştirdiğim 2 çocuk örnek, seninkisi ortada. Meclis’te 1 milletvekili olacaksın, Türklerin konumunu gündeme taşımayacaksın dönemi geçmişte kaldı. Yıllarca 1 km asfalt Türk köylerine döşemeyeceksin. Mecliste ses çıkarma cesareti olmayınca elbette ikinci Türk milletvekiline şans doğacaktır. 2002-2006 yılı milletvekili Prof. Dr Adnan Kahil’den sonra suskunluk dönemine son verme şansını muhalefet milletvekili E. Saraç’a düşmüştür. İnşallah Türkler için hayırlara vesile olur. Mecliste televizyon canlı yayında hiçbir konuşmayı gizli bırakmayacak. Üsküp MRT Türkçe yayınlarına çıkıp yalan söylemek yeterli olmayacak soydaşımız için.

Mecliste 2 milletvekili ile temsil edilmemizle bir adım ileri atmış olundu ama soydaşımızı temsil etmek için azdır. TDP K. Hasipi başkanlığında yolsuzluk, bölgecilik ve bölücülük devam etmektedir. Kendi koltuğunu korumak için tüzük ihlallerin sonu gözükmüyor, parti programı 2003 yılında getirildi. Harfi değişmedi ama gerçekleşmesinin mücadelesi verilmediği için itibarımız sarsılmıştır. Bunları dile getirmek tüzük dışı ihraçlarla maruz kalınıyor. En iyi örneği bendeniz. Sözde ihraç parti kararı hâlâ elime ulaşmış değil.

Yeni kurulan hükümette devlet bakanı olarak Hadi Nezir devam edecektir. 2008 yılında K. Hasipi kendi kararı ile tüzük dışı önermişti. Bu defa sözde oylama ile seçilmiştir, hatta taraf tutmama için oy kullanmamış beyefendi. TDP tüzüğün 57 maddesinde milletvekilleri, icra kurumlarına adayların gösterilmesi hususundaki süreç, şekil ve kriterler TDP Merkez Meclisi tarafından kabul edilen bir iç tüzük ile belirlenir. Tüzük niye uygulanmıyor acaba? Parti yöneticilerin üniversite mezunu olmaları için bu madde koyulmuştur. Hadi Nezir 18 yıl eğitim seviyesini gizlemiş, yalan söylemiş ve bakanlar kurulunda üniversitesiz tek bakan olarak geçiyor. 3 yıl devlet bakanlığı döneminde Türkiye’ye ziyaretleri ile geçmiştir. Aslında Türklere ne yapabilir ki kendi kapasitesi ile? Ohri Çerçeve Anlaşması’nın temelinde mayorizasyonun kaldırılması yatmaktadır. TDP çete hâline geldiğini gizlemekle artık soydaşımıza haksızlık yapılmaktadır. Milletvekili ve devlet bakanı Gostivar bölgesinden olması Türkleri değil TDP’yi temsil etme durumunda değil. Evet, oylamayla seçiliyorlar ama yöneticilerin küçük beklentileri olduğu için ses çıkaran olmuyor.

2002-2006 yılında bakan yardımcılığı yaptığım dönemde devlet arabasıyla cuma namazına gittiğim için o dönemde milletvekilleri K. Hasipi ve H. Nezir bu durumu Ankara’ya şikâyet ettiler. TDP İslam fundamentalizmini destekliyor anlamına geliyormuş devlet arabasıyla benim cuma namazıma gitmem. Birisini dışlamak, kötülemek için ne yöntem seçmişler bu iki gariban, Allah’ım! 2006 yılı meclis seçimlerinde Gostivar’dan iki milletvekili olmasına karşı çıktığımda bölgecilik, ayrımcılık ve mayorizasyonla Türkleri temsil edemeyeceğiz çıkışlarımı bir hatırlayın. K. Hasipi’nin birinci ev komşusu K. Salih ve H. Nezir yarışmıştı. 2011 yılında tekrar K. Salih ve H. Nezir yarışıyorlar. K. Hasipi TDP imkânlarıyla oğlunun kumar borçlarını kapatmaya göz yumanlar utansınlar. Destekleyenlere yazıklar olsun. Parti arabasıyla kumar oynamaya giderken kaza yapıldı mı? Millî mücadele bu yolsuzluklara ses çıkarmamakla asla yürütülmez. Peki kendi kurumumuzda yolsuzluklara ses çıkaramıyorsak devletimizde olagelen yolsuzluklara nasıl yaklaşacağız acaba? Türklerin yasal haklarının gerçekleştirilmesi için mücadele edebiliyor muyuz bu anlayışla?

K. Hasipi kendi tuzağına düşmüştür. Bakan yardımcısının yetkileri olmadığı için devlet sekreteri istemiştir. Peki kendi beceriksizliğinden dolayı bir bakan yardımcısına bütün yükü attığını unuttu mu? Devlet sekreteri ne yapabilir acaba? Üsküp şubesini temsilen Türkoloji mezunu aday verilmişse önceden teslim olduğumuzu anlamak zor geliyor herhâlde. Devlet sekreteri ve Türkoloji mezunu gitmez kardaşlar, yanlış yoldayız. Ehli insanlara ihtiyacımız var anlayın. Eğitimsiz (mektepsiz) bir devlet bakanı, Türkoloji mezunu devlet sekreteri adayı ile işler gitmez.

Turgut Özal, Gligorov’u Tekkede Yanına Davet Etmişti

Mustafa Paşa Camii restorayonu 5 yıldan fazla bir süre gitti. TİKA desteğiyle, resmî açılışı için T.C. başbakan yardımcısı B. Bozdağ, milletvekilleri, TİKA yöneticileri vb. misafirler bizleri uğurladılar. M.C. temsilen başbakan, başbakan yardımcısı yahut kültür bakanı olması yerinde devlet bakanı H. Nezir olması büyük yanlış ve hata. Ortak kültür miras anlayışımız bu mu? Osmanlı döneminden kalma mimari eserlerin restorasyonunda sıkıntıların var olduğunu gizlemenin yanlış olduğunu görmeliyiz. 5000 Avro spor sahası resmî açılışını M.C. başbakanı N. Gruevski yaptığını çabuk unutuyoruz galiba. 1993 yılında T.C. cumhurbaşkanı Turgut Özal Ohri halveti tekkesini ziyaret ettiğinde kahve ocağında M.C. cumhurbaşkanı K. Gligorov’u görmeyince kendisini yanında olmasını istedi. Tekke kirevetinde yalnız kaldığını iyi hatırlıyorum ve T. Özal’ın istediğini söylediğimde hiç tereddüt etmeden kahve ocağına geçip Özal’ın yanında oturdu. Ben onun kilisesine nasıl girdimse o da benim camime girecek sözlerini unutmak kolay değil. 18 yıl evvel bu hadise olduysa Mustafa Paşa Camii açılışında böyle bir hatayla karşılaşmamızı düşünemem. Türkiye devleti ve Makedonya devleti ilişkilerinde daha dikkatli davranmakta hepimiz için daha hayırlı olacağını unutmamalıyız.