Geçtiğimiz aylarda Türk asıllı büyük sanatçı Abdurrahman Kızılay'ın Allah'ın rahmetine kavuştuğunun haberini aldım. Çok üzüldüm. Ailesinin, Türk kültürünün başı sağ olsun. Üstadı canlı dinleme şerefini bir kere yaşamıştım. O bir Türkmen türküsünü söylerken, sesin hayatımızda ne kadar büyük önemi olduğunun farkına vardım. Makedonyalı bir film yönetmeni bir filminde ''biz olmadığımızda sesimize ne oluyor?'' sorusunu sormuştu. Bir Türk yazar ise ''ben yalnızım avazım yalnız '' diye yakınmıştı. Biz zaten her zaman, her yerde yalnız değil miyiz! Abdurrahman Abi’miz de türküsünü yalnız söylüyordu ve tek başına insanın neler yapabileceğini gösteriyordu. Sesimize ne oluyor sorusunu ben onu dinledikten sonra kendime hiç sormadım. Beynimin bir köşesine gizledim. Mekânı cennet olur inşallah.

Modern teknoloji maalesef sadece 20. yüzyılda insan sesinin kaydını yapmayı başarmıştır. Kennedy'nin “ben Berlinliyim” demesi hatırladığım seslerden biridir. Ve bu iki söz Berlin Duvarı’nın ta 1960'larda düştüğünün delilidir. 1990'larda değil. Beni yanlış bulanlar sesle ilgili bir sefer daha düşünsünler. “Yıkın çeperleri, taş hisarları, sınırları, duvar örmeyi” diye teklif ediyor. Zavallılar Berlin Duvarı’nın akıbetini görmediler mi? Berlin'in onların hafızasında yapan çağrışımları ne çabuk unuttular.

Savaşacağız! Karada, denizde ve havada, her kent, her sokak ve her ev için savaşacağız! Ve bu savaşta ben size sadece ter, gözyaşı ve kan vaat ediyorum. Savaşacağız ve teslim olmayacağız! Winston Churchil'ın İngiliz milletine hitabı kendisini en iyi tanıtan sözleri olacak. Bizim Nâzım: ''İşte öyle laz İsmail mesele esir olmamakta değil, teslim olmamakta bütün mesele'' demişti. Winston’u desteklercesine… Bu ünlü ses kayıtlarının arasında Martin Luther King'in ''Bir rüyam var '' nutkunu duymamış ve dinlememiş az insan var sanırım. O dönemde derisinin rengi farklı olanlar aynı otobüslere binemezdi. Bugün binebiliyorlar. Muhteşem seslerin bir kerameti var diye düşünmeden edemiyorum.

Saygıdeğer abim Ali Akbaş’ın ''İnsan biraz da ses mi ne?'' dizesini hiç unutmam. Bazen büsbütün ses oluyor insan. Dinleyen onu sezebiliyorsa! Ses güzel şey ama yazı mutlaka daha kalıcı. Altını değeri için hiç değil, gerektirdiği temizliği için saygılarım.''Milletsever çocuklar altın parçalarıdır'' der biri. Altını atlatır milletseveri milliyetçiye yetmez de şovene bile dönüştürür diğeri. Sağ olsunlar. Böylelere alıştık artık. Biz alıştık da gençleri buna alıştırmaları zoruma gidiyor doğrusu.

Altın hızmayı söylüyordu Abdurrahman Kızılay ve ben o söylerken oturamıyordum. Yüreğim koltuğa, koca salona sığmazdı. Kimisi buna gen hafızası, bense tarihî hafıza derim. Hüseyin Turan, Abdurrahman Kızılay'ı andıktan sonra aynı türküyü söylemişti. Söyleyip yüreğime su serpmişti. Bayrak yere düşmedi diye aklımdan geçirdim. Arada sırada sendelememiz insanlık hâli. Yalnız değiliz kesinlikle. Biz olmadıktan sonra sesimiz yadigâr olsun.