Amerika’daki düşünme ve konuşma özgürlüğüne dair ne düşündüğü sorulunca ünlü yazar Mark Twain “ Biz Amerikalılar konuşma hürriyetimizi tanrının bir hediyesi olarak biliriz. Ama onunla beraber bize bir de aklı vermiş ki biz bu armağanı hiç kullanmayalım” diye cevap vermiş.

Bu günlerde Makedonya Türk politikasının, basınının, aydınlarının durumunu düşündüğümde Mark Twain’in etkisinden kendimi kurtaramıyorum bir türlü. Saygıdeğer okurlarım, “verbum” sözünün Latincede “söz” anlamını taşıdığını sanırım. Hepiniz bilirsiniz fakat daha genç nesil eskiden “verbum suçu” diye adlandırılan bir ceza kanunun var olduğunu bilmeyebilirler. Niye bu kadar gerilere dönüyorum sorarsanız, bu günlerde söz hakkımızı almaya kalkışan boş kafalı “kofların” sayısı çoğalmaya başladığındandır.

Makedonya’da bu konu bu günlerde çok güncel olduğundan dolayı belirtmek isterim ki ben Türkçe ve Türkler için yazıyorum. Türk olmayan kimse lütfen bu yazımdan nasibini almasın. Onlardan sakındığımdan değil beni artık ilgilendirmedikleri içindir. Yani sözüm Türk meclisinden içeridir.

Meclis dedim de politika ve politikacılar aklıma geldi. Eski bir bakanın tebliğ sunma şansı engellenmiş. İyi de olmuş. Bize daha hayırlı oldu. Düşünmeye, konuşmaya başladık. Benim bu yazımı yazmaya bile sebep oldu. Susturuluyoruz. Sistematik bir şekilde! Peki, be dostlar biz at meydanında eşek mi osurtacağız?

Herifin biri birkaç Türk’e ve birkaç Türk kuruluşuna iftira atıyor, kimseden çıt yok. Hani Türklükten geçinenler? Hani gazeteciler, politikacılar, hani aydınlar, hani yazarlar, çizerler?

Biliyorum “sana mı kaldı?” diyecekler insanı iğrendiren kendilerini beğenmişlikle. Ne yapsınlar, onlar ceplerine ufaklıklar indirmekle, “gör gözüm yolları” nitelendirilecek gezilerle meşgul. Eyvah seviyem düştü yine! Ne yapalım düşünce özgürlüğümü kullanıyorum. Yazmak yapımda var.

“Yağmurların yapısında yağmak var ama bazen yağmurlardan sonra gül biter bazen diken” İnceliğe, zarafete, derinliğe bakar mısınız? Böyle yazılmalı. Ama bu tür düşünceler eski toprak. “Arkadaşlık çiğ gibidir en güzel güle de düşer, köpek pisliğine de” bu ise benzeri ve moderni.

Susturuluyoruz kardeşler. Susturuluyoruz! Boşuna. Uğraşları boşuna. Komünizm döneminde doğdum, konuşmayı öğrendim. Demokraside yaşıyorum. Atom çağında doğdum, internet çağında yaşıyorum. Çoğumuz öyle değil mi? Komünizmde aç olabilirdin ama bunu konuşamazdın. Demokraside aç olabilirsin ama konuşsan da kimse dinlemez. Fark budur.